Nefretten aşk doğarmış :)…

Geçen sene Raidlight Aladağlar Sky Trail yarışını bitirdiğimde kendime çok öfkeliydim: “Bir daha 3000 m üzerinde geçen hiç bir yarışa katılmayacağım”ın altını çize çize defalarca söyledim. Sebebi ise: Yükseklik korkum olduğu için bu yarışa mental olarak hazır olmamama rağmen “illa katılacağım” diyerek göstermiş olduğum inat. İkinci ise yarıştan önce batonlarla çalışmadığım için yarış bana işkenceye dönüştü. Elbette birkaç saat geçince öfkem dindi ve gerekli hazırlığı yapıp seneye tekrar bu müthiş parkurda koşacağıma kendime söz verdim.

Kayıtlar açılır açılmaz hemen kaydoldum. Bu sefer sadece bu harika parkurda koşmak değil aynı zamanda hedef yarışım için çok güzel antrenman olacaktı. Geçen seneden yaptığım hataları gözümün önünde bulundurarak antrenmanlarıma ormanda batonlu yokuş çalışmaları ve vücut güçlendirme hareketleri ekledim.

Salı günü akşam üstü Demirkazık Köyü’ ne vardık, güneş yavaş yavaş batıyordu, Aladağlar bütün güzelliğini gözümüzün  önünde sergiledi. Manzarası tek kelimeyle müthişti, geçen sene korkarak baktığım dağlara bu sefer tutku ve sevgi ile bakıyordum. Bir gece kampta kalıp ertesi sabah Yedigöllere doğru yola çıktık. Yavaş yavaş, acele etmeden muhteşem manzaraları tadına vararak kamp yerine ulaştık.

IMG_4006
Fotoğraf: Alper Dalkılıç

Yolda Mustafa Abi’ mizi (Kızıltaş) görmek de muhteşem oldu, hem harika sohbet hem de baton kullanma tüyoları aldık.

IMG_3985

Göllerde bir gece kaldıktan sonra sabahtan Demirkazık Köyü’ ne geri döndük ve artık dinlenmeye çekildik.

IMG_4023

Bu sene yarışa Dünyada çok tanınan Nathalie Mauclair katılacaktı ve elbette onunla sohbet etmek şansını kaçıramazdık!

IMG_4034
Nathalie Mauclair ile.

Teknik toplantıdan sonra her zamanki gibi Kubilay Abi’ nin Elai Catering’ den şahane yemekleri yedikten sonra dinlenmeye gittik, ertesi sabah zorlu bir yarış bizi bekliyordu! Yatmadan önce Mehmet Abi’ nin (Şenol) evine ziyarete gittik ve çayla muhteşem böreği yedik.

Saat 22:00′ da kendimi çadırda tulumda buldum ama sabaha kadar iyi uyuyamadım, bir kez daha anladım ki yarıştan önce çadırlı konaklama tam bana göre değilmiş.

Sabah erkenden kahvaltı ve zorunlu malzeme kontrolünden sonra saat 05:00′ da start’ taydık.

_MG_8713
Fotoğraf: Raidlight Aladağlar Sky Trail

Bu yıl neredeyse bütün yarışları nabzıma göre koştum ama bu sefer kalbimi dinleyerek koşacaktım, maalesef nabız bandımın pili bitti ben de onu çok geç fark ettim. Aslında daha da iyi oldu, bu sefer hislerime güvenerek koşmak istedim. Başlangıç noktasından beri kimseye bakmayarak tamamen kendi yarışımı koşacaktım ondan dolayı yarış başlar başlamaz sadece kendimi ve vücudumu dinleyerek hareket ediyordum. İlk kilometreler traktör yolunda geçiyordu, sonradan patikaya bağlanıp tırmanışa geçtik.

_MG_8846
Fotoğraf: Raidlight Aladağlar Sky Trail

Geçen sene buralarda çok kastım ve zirveye yaklaştığımda patladım, yarış boyunca şiddetli baş ağrısıyla mücadele ediyordum ondan dolayı yarıştan tamamen kopmuş oldum ve hedefim sadece sürüne sürüne yarışı bitirmekti. Bu sefer temkinli ilerliyordum, sabit bir tempoyla gitmeye çalışıyordum, ilk zirveye 10 dk. erken ulaşayım deyince yarışımı mahvetmek istemiyordum. Yolda birkaç kişi beni geçti, yol verip tempomla devam ettim.

IMG_3611

DSC_0323
Fotoğraf: Raidlight Aladağlar Sky Trail

Geçen seneye göre Çelikbuyduran Kontol Noktası (KN)’ sına yaklaşık 10 dk. daha geç ulaştım ama kendimi 1000 kat daha iyi hissediyordum, fazla vakit kaybetmeden birinci zirveye doğru devam ettim ve nihayet Emler Zirvesi’ ne (3723 m) ulaştım.

DSCN0948

Manzarası olağanüstüydü. İnişte çok keyif aldım, çarşakta koşmak oyun gibi ve çok eğlenceliydi. Bu kısmı en sevdiğim yerlerden biri, hem zorlu çıkıştan sonra aşağıya iniyorsun hem de manzara müthiş! Direktaş KN’ ye geldiğimde sularımı tazeledim, bir şeyler yedim ve yoluma devam. Zaman ilerledikçe güneşin etkisi artmaya başladı, ondan dolayı her istasyondan çıkarken yanımda yeterince su olduğunu kontrol ediyordum. Geçtiğimiz yerler harikaydı, bir sonraki zirveden önce kendimi fazla zorlamayarak koşmaya çalıştım. Tırmanışa başladığımda önümde küçücük karınca gibi birkaç yarışmacı gördüm, zirveye doğru ilerliyorlardı. Yukarı çıkmaya başlayınca aklıma antrenmanlarım geldi. Belgrad Ormanı’ nda birkaç metrelik yokuşları defalarca çıktım indim, batonlarla farklı çalışmalar yapınca kas ağrılarından dolayı sabahtan zorla kalkıyordum ve ördek olarak yürüyordum ama boşa gitmedi, gayet iyi şekilde tırmanıyordum. Şartlar ne olursa olsun çalışınca her şeyi başarabiliyorsun demek ki, özellikle geçen senedeki performansıma bakınca daha da motive oldum. Ve MTA Zirvesi (3517 m) artık bana yukarıdan göz kırpıyordu, şimdi de en sevdiğim inişe başlamak üzereydim (geçen sene çok korkum buralarda), kayalık ve sert inişte çok temkinli inmek gerekiyordu ama hiç korkmadım bu sefer, aynı zamanda görevli arkadaşların varlığı güven veriyordu. Tabii ki her zamanki harika manzara beni kendimden aldı. Bir süre koştuktan sonra Derya’ yı gördüm bu da motivasyon verdi.

img_8308

Maden Yayla KN’ sine ulaşınca hızlıca beslenip yoluma devam ettim. Geçen sene son kilometreler stabilize yolda sonra da asfaltta koştuk, özellikle asfalt kısmı hakkında çok şikayet geldi, organizasyon bütün yorumlara kulak vererek hiç asfalt içermeyen bir parkur hazırladı ve böyle bir parkur çıkarmak ve işaretlemek için inanılmaz çok emek harcandı kesin. Son zirveye doğru yol kocaman taşla başlayıp çarşak zemin üzerinde tırmanışla devam etti. Burada bana göre en mantıklısı baton kullanmayıp elleri kullanmaktı ama batonları çantama bağlamak için vakit kaybetmek istemediğim için batonları kullanarak yavaş yavaş tırmanmaya devam ettim. Yukarıya çıkarken birkaç kişi önümde birkaç kişi de arkamdaydı, ondan dolayı en büyük korkum ben tırmanırken aşağıdakilere taş düşmesin, ondan dolayı arkama baka baka ilerledim. Saatlerce ayaktaydık ve zirveye doğru giderken yorgunluk kendini göstermeye başladı, doğal olarak konsantrasyon bozulunca ara sıra dengemi kaybedip arkaya doğru kayıyordum ve taşlara tutunarak kendimi örümcek adama benzettim. Çok yavaş ama ara vermeden devam etmeye çalışırken bir baktım arkamdan bir kadın yaklaşıyor. Baştan kim olduğunu çıkaramadım ama müthiş tırmanıyordu bu da bana güç (ya da gaz) verdi ve ara vermeden Davlumbaz İsimsiz Geçit’ e (3352 m) ulaştım. Kafam sıcaktan ve yorgunluktan dolayı yoğurt gibiydi, yavaş yavaş inmeye başladım, son zirve tüm gücümü aldı ondan dolayı inişe çok yavaş geçtim, toparlanmam için biraz vakit gerekirdi. Birden arkamdaki kadın bana yaklaştı ve İsmet olduğunu gördüm. Beni geçti ve aşağıya uçarak gidiyordu, önümde birkaç erkek vardı ben yavaşlayınca ne onları ne de İsmet’ i gördüm artık. Hızlanmaya çalışınca birkaç kez ayağım taşlara takılıp az kaldı yuvarlanacaktım ama dengemi koruyup ayakta kaldım. Kendime bu sadece bir antrenman yarışı hatırlatıp temkinli bir şekilde devam ettim. Nihayet çok az düz alana yaklaşınca kendimi daha iyi hissetmeye başladım ve biraz hızlandım.

DSC_0759 (1)

Aklıma gelenler de bu şekilde: Kadınlarda 3. gidiyordum aslında kürsü yapıp yapmayacağım çok önemli değildi bu sefer ama eğer bir kadın daha beni geçerse Nathalie ile aynı kürsüyü paylaşma şansımı kaybedecektim. Yarışta kafam başka türlü çalışıyor :). Düşüncelerime dalınca önümdeki erkeklere ve İsmet’ e iyice yaklaştım ve nihayet Teke Pınarı KN’ sini gördüm.

DSC_0761

İstasyona gelmeden Mustafa bizi bekliyordu, burada fazla vakit kaybetmeden ve İsmet’ le birbirimize şans diledikten sonra yola devam ettim, kısacık bir çıkıştan sonra sadece birkaç kilometrelik yol kaldı. Artık finiş kokusunu alarak güzelce hızlandım, yol da koşmak için mükemmeldi. Antrenmandaki interval çalışmaları aklıma gelince iyice gaza geldim, emeğim boşuna gitmesin, finişten önce hızlanmak şarttır. Yolda Özcan finişe sadece 4 km kaldığını söyledi. Keyifli bir patikada koşa koşa mesafenin nasıl azaldığını fark etmeden artık finişi görüyordum. Tam finişe girmeden küçücük bir kız bekliyordu ve son metreler onla beraber koşarak finişe girdik! Adi Cennet ve birçok koşucu bekleyerek finişe beraber giriyorlardı. Ne harika bir şey!

IMG_4492

Finişte bir Elena klasiği, karpuz olmadan yarışı koşmam :)!

IMG_4501

Sonra da bir Kubilay Abi klasiği, yarış sonrası muhteşem yemekleri.

IMG_4854
Ödül Töreni.

Akşam Kapadokya’ ya kaçıp Kale Konak Cave Hotel‘ de huzur dolu iki gece geçirdim.

IMG_4061

Odalar ve manzara harikaydı, kahvaltı ve hamam muhteşemdi (özellikle yarıştan sonra harika geldi :)!).

IMG_4093

Alper sabahtan İstanbul’ a dönmek zorunda kaldı, biz ise Salomon Takımı olarak çekim yaparak Kapadokya’ nın olağanüstü manzarası eşliğinde harika bir gün geçirdik. Koşarken o kadar güzellikleri göremiyor insan, mutlaka gezmek lazım. Müthiş hafta bitmek üzereydi, dostlarla birlikte harika akşam yemeği yeyip sabah erken İstanbul’ a dönüş vakti geldi.

IMG_4087
Yarıştan sonra protein takviyesi :)! Elai Cappadocia

Güneş doğmadan yola çıktım ve yolda güneş doğarken sözle anlatılmayacak manzarayı gördüm.

IMG_4097
Güle güle Kapadokya! 🙂

Gökyüzünün renkleri o kadar güzeldi ki, bulutların desenleri ve Kapadokya’ nın büyülü manzarası ile beraber o kadar müthişti ki, bana sonsuzluk çağrıştırıyordu, zaman duruyor sadece ben ve Kapadokya var sanki. Türkiye’ de çok güzel yerler var, her yerde de bambaşka duyguları yaşıyorum, Kaçkar Dağları’ ndayken kalbim mutluluk dolu oluyor o yeşillerin bintonunu görünce,  inanılmaz bir gizem var orada. Kapadokya’ dayken büyülü ve sihirli bir ambiyansın içinde oluyorum, burada vakit duruyor sanki…

Raidlight Aladağlar Sky Trail organize edilirken inanılmaz emek harcandı, böyle bir coğrafyada yarış yapmak inanılmaz zor! Bu hayalin gerçek olmasında bütün emeği geçenlere sonsuz teşekkürler! Yarış boyunca o kadar sıcak ve samimi destek vardı ki kendimi evde gibi hissettim, hepiniz müthiş insansınız! Gönüllülerin desteği anlatılmaz yaşanır ancak! Siz olmasaydınız yarış da olmazdı! Herkese tekrar ve tekrar kocaman teşekkürler! Bütün cesur katılımcılara da kocaman tebrikler!

Malzeme ile ilgili birkaç kelime söylemek isterim.

İlk kez Suunto saatime rota yükleyerek koştum ve bu olayı çok sevdim, çok pratik oldu.

http://www.movescount.com/moves/move118448510

Bu yarış esnasında birçok yeni Salomon malzemeyi test ettim, hepsi da harika ama Speedcross Pro ayakkabı hakkında yorumlarımı söylemeden geçemem! Sadece yarıştan önce iki gün yürüyüşte kullandım, yarış esnasında inanılmaz rahat ettim ne su toplama ne de mor tırnak var. Zorlu parkur için ideal bir ayakkabı. Zemin tutuşu ve ayağı sarması mükemmel. TdG’ ta kullanacağım ayakkabı belli oldu.

56a643170ea2f

Yüzüme de The Body Shop Skin Defence Multi Prodection Essence kullandım. Saatlerce güneşin altında olmama rağmen panda olmadım :).

malhar_160530_0108

IMG_3944
Geleneksel tırnaklarım…

Geçen sene söyledim bu sene de aynı fikirdeyim! Parkur müthiş, manzaralar olağanüstü ama yarış çok zor bir yarış. Gerekli hazırlık yapmadan ve aklimatizasyon süreci geçirmeden bu tür yarışlara katılmak bence çok yanlış. Dağlarda fazla tecrübesi olmayan ve dağlarda kamp yapmayanlar için yarıştan birkaç ay önce bu yarışın rotasını yürümeyi şiddetle tavsiye ederim. En az sizi ne bekleyeceğini bilirsiniz. Sevgiyle kalın!

 

 

 

 

Reklamlar

5 thoughts on “Nefretten aşk doğarmış :)…

    1. Doruk çok teşekkürler! Parkur yükleyince aynı şekilde çalışıyor saat, normalde 10 saatte bitiyor pili (en iyi performansta çalışırken) bu sefer de 10 saate dayandı. Sevgiler :)…

      Beğen

ultralena için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s