Nefretten aşk doğarmış :)…

Geçen sene Raidlight Aladağlar Sky Trail yarışını bitirdiğimde kendime çok öfkeliydim: “Bir daha 3000 m üzerinde geçen hiç bir yarışa katılmayacağım”ın altını çize çize defalarca söyledim. Sebebi ise: Yükseklik korkum olduğu için bu yarışa mental olarak hazır olmamama rağmen “illa katılacağım” diyerek göstermiş olduğum inat. İkinci ise yarıştan önce batonlarla çalışmadığım için yarış bana işkenceye dönüştü. Elbette birkaç saat geçince öfkem dindi ve gerekli hazırlığı yapıp seneye tekrar bu müthiş parkurda koşacağıma kendime söz verdim.

Kayıtlar açılır açılmaz hemen kaydoldum. Bu sefer sadece bu harika parkurda koşmak değil aynı zamanda hedef yarışım için çok güzel antrenman olacaktı. Geçen seneden yaptığım hataları gözümün önünde bulundurarak antrenmanlarıma ormanda batonlu yokuş çalışmaları ve vücut güçlendirme hareketleri ekledim.

Salı günü akşam üstü Demirkazık Köyü’ ne vardık, güneş yavaş yavaş batıyordu, Aladağlar bütün güzelliğini gözümüzün  önünde sergiledi. Manzarası tek kelimeyle müthişti, geçen sene korkarak baktığım dağlara bu sefer tutku ve sevgi ile bakıyordum. Bir gece kampta kalıp ertesi sabah Yedigöllere doğru yola çıktık. Yavaş yavaş, acele etmeden muhteşem manzaraları tadına vararak kamp yerine ulaştık.

IMG_4006
Fotoğraf: Alper Dalkılıç

Yolda Mustafa Abi’ mizi (Kızıltaş) görmek de muhteşem oldu, hem harika sohbet hem de baton kullanma tüyoları aldık.

IMG_3985

Göllerde bir gece kaldıktan sonra sabahtan Demirkazık Köyü’ ne geri döndük ve artık dinlenmeye çekildik.

IMG_4023

Bu sene yarışa Dünyada çok tanınan Nathalie Mauclair katılacaktı ve elbette onunla sohbet etmek şansını kaçıramazdık!

IMG_4034
Nathalie Mauclair ile.

Teknik toplantıdan sonra her zamanki gibi Kubilay Abi’ nin Elai Catering’ den şahane yemekleri yedikten sonra dinlenmeye gittik, ertesi sabah zorlu bir yarış bizi bekliyordu! Yatmadan önce Mehmet Abi’ nin (Şenol) evine ziyarete gittik ve çayla muhteşem böreği yedik.

Saat 22:00′ da kendimi çadırda tulumda buldum ama sabaha kadar iyi uyuyamadım, bir kez daha anladım ki yarıştan önce çadırlı konaklama tam bana göre değilmiş.

Sabah erkenden kahvaltı ve zorunlu malzeme kontrolünden sonra saat 05:00′ da start’ taydık.

_MG_8713
Fotoğraf: Raidlight Aladağlar Sky Trail

Bu yıl neredeyse bütün yarışları nabzıma göre koştum ama bu sefer kalbimi dinleyerek koşacaktım, maalesef nabız bandımın pili bitti ben de onu çok geç fark ettim. Aslında daha da iyi oldu, bu sefer hislerime güvenerek koşmak istedim. Başlangıç noktasından beri kimseye bakmayarak tamamen kendi yarışımı koşacaktım ondan dolayı yarış başlar başlamaz sadece kendimi ve vücudumu dinleyerek hareket ediyordum. İlk kilometreler traktör yolunda geçiyordu, sonradan patikaya bağlanıp tırmanışa geçtik.

_MG_8846
Fotoğraf: Raidlight Aladağlar Sky Trail

Geçen sene buralarda çok kastım ve zirveye yaklaştığımda patladım, yarış boyunca şiddetli baş ağrısıyla mücadele ediyordum ondan dolayı yarıştan tamamen kopmuş oldum ve hedefim sadece sürüne sürüne yarışı bitirmekti. Bu sefer temkinli ilerliyordum, sabit bir tempoyla gitmeye çalışıyordum, ilk zirveye 10 dk. erken ulaşayım deyince yarışımı mahvetmek istemiyordum. Yolda birkaç kişi beni geçti, yol verip tempomla devam ettim.

IMG_3611

DSC_0323
Fotoğraf: Raidlight Aladağlar Sky Trail

Geçen seneye göre Çelikbuyduran Kontol Noktası (KN)’ sına yaklaşık 10 dk. daha geç ulaştım ama kendimi 1000 kat daha iyi hissediyordum, fazla vakit kaybetmeden birinci zirveye doğru devam ettim ve nihayet Emler Zirvesi’ ne (3723 m) ulaştım.

DSCN0948

Manzarası olağanüstüydü. İnişte çok keyif aldım, çarşakta koşmak oyun gibi ve çok eğlenceliydi. Bu kısmı en sevdiğim yerlerden biri, hem zorlu çıkıştan sonra aşağıya iniyorsun hem de manzara müthiş! Direktaş KN’ ye geldiğimde sularımı tazeledim, bir şeyler yedim ve yoluma devam. Zaman ilerledikçe güneşin etkisi artmaya başladı, ondan dolayı her istasyondan çıkarken yanımda yeterince su olduğunu kontrol ediyordum. Geçtiğimiz yerler harikaydı, bir sonraki zirveden önce kendimi fazla zorlamayarak koşmaya çalıştım. Tırmanışa başladığımda önümde küçücük karınca gibi birkaç yarışmacı gördüm, zirveye doğru ilerliyorlardı. Yukarı çıkmaya başlayınca aklıma antrenmanlarım geldi. Belgrad Ormanı’ nda birkaç metrelik yokuşları defalarca çıktım indim, batonlarla farklı çalışmalar yapınca kas ağrılarından dolayı sabahtan zorla kalkıyordum ve ördek olarak yürüyordum ama boşa gitmedi, gayet iyi şekilde tırmanıyordum. Şartlar ne olursa olsun çalışınca her şeyi başarabiliyorsun demek ki, özellikle geçen senedeki performansıma bakınca daha da motive oldum. Ve MTA Zirvesi (3517 m) artık bana yukarıdan göz kırpıyordu, şimdi de en sevdiğim inişe başlamak üzereydim (geçen sene çok korkum buralarda), kayalık ve sert inişte çok temkinli inmek gerekiyordu ama hiç korkmadım bu sefer, aynı zamanda görevli arkadaşların varlığı güven veriyordu. Tabii ki her zamanki harika manzara beni kendimden aldı. Bir süre koştuktan sonra Derya’ yı gördüm bu da motivasyon verdi.

img_8308

Maden Yayla KN’ sine ulaşınca hızlıca beslenip yoluma devam ettim. Geçen sene son kilometreler stabilize yolda sonra da asfaltta koştuk, özellikle asfalt kısmı hakkında çok şikayet geldi, organizasyon bütün yorumlara kulak vererek hiç asfalt içermeyen bir parkur hazırladı ve böyle bir parkur çıkarmak ve işaretlemek için inanılmaz çok emek harcandı kesin. Son zirveye doğru yol kocaman taşla başlayıp çarşak zemin üzerinde tırmanışla devam etti. Burada bana göre en mantıklısı baton kullanmayıp elleri kullanmaktı ama batonları çantama bağlamak için vakit kaybetmek istemediğim için batonları kullanarak yavaş yavaş tırmanmaya devam ettim. Yukarıya çıkarken birkaç kişi önümde birkaç kişi de arkamdaydı, ondan dolayı en büyük korkum ben tırmanırken aşağıdakilere taş düşmesin, ondan dolayı arkama baka baka ilerledim. Saatlerce ayaktaydık ve zirveye doğru giderken yorgunluk kendini göstermeye başladı, doğal olarak konsantrasyon bozulunca ara sıra dengemi kaybedip arkaya doğru kayıyordum ve taşlara tutunarak kendimi örümcek adama benzettim. Çok yavaş ama ara vermeden devam etmeye çalışırken bir baktım arkamdan bir kadın yaklaşıyor. Baştan kim olduğunu çıkaramadım ama müthiş tırmanıyordu bu da bana güç (ya da gaz) verdi ve ara vermeden Davlumbaz İsimsiz Geçit’ e (3352 m) ulaştım. Kafam sıcaktan ve yorgunluktan dolayı yoğurt gibiydi, yavaş yavaş inmeye başladım, son zirve tüm gücümü aldı ondan dolayı inişe çok yavaş geçtim, toparlanmam için biraz vakit gerekirdi. Birden arkamdaki kadın bana yaklaştı ve İsmet olduğunu gördüm. Beni geçti ve aşağıya uçarak gidiyordu, önümde birkaç erkek vardı ben yavaşlayınca ne onları ne de İsmet’ i gördüm artık. Hızlanmaya çalışınca birkaç kez ayağım taşlara takılıp az kaldı yuvarlanacaktım ama dengemi koruyup ayakta kaldım. Kendime bu sadece bir antrenman yarışı hatırlatıp temkinli bir şekilde devam ettim. Nihayet çok az düz alana yaklaşınca kendimi daha iyi hissetmeye başladım ve biraz hızlandım.

DSC_0759 (1)

Aklıma gelenler de bu şekilde: Kadınlarda 3. gidiyordum aslında kürsü yapıp yapmayacağım çok önemli değildi bu sefer ama eğer bir kadın daha beni geçerse Nathalie ile aynı kürsüyü paylaşma şansımı kaybedecektim. Yarışta kafam başka türlü çalışıyor :). Düşüncelerime dalınca önümdeki erkeklere ve İsmet’ e iyice yaklaştım ve nihayet Teke Pınarı KN’ sini gördüm.

DSC_0761

İstasyona gelmeden Mustafa bizi bekliyordu, burada fazla vakit kaybetmeden ve İsmet’ le birbirimize şans diledikten sonra yola devam ettim, kısacık bir çıkıştan sonra sadece birkaç kilometrelik yol kaldı. Artık finiş kokusunu alarak güzelce hızlandım, yol da koşmak için mükemmeldi. Antrenmandaki interval çalışmaları aklıma gelince iyice gaza geldim, emeğim boşuna gitmesin, finişten önce hızlanmak şarttır. Yolda Özcan finişe sadece 4 km kaldığını söyledi. Keyifli bir patikada koşa koşa mesafenin nasıl azaldığını fark etmeden artık finişi görüyordum. Tam finişe girmeden küçücük bir kız bekliyordu ve son metreler onla beraber koşarak finişe girdik! Adi Cennet ve birçok koşucu bekleyerek finişe beraber giriyorlardı. Ne harika bir şey!

IMG_4492

Finişte bir Elena klasiği, karpuz olmadan yarışı koşmam :)!

IMG_4501

Sonra da bir Kubilay Abi klasiği, yarış sonrası muhteşem yemekleri.

IMG_4854
Ödül Töreni.

Akşam Kapadokya’ ya kaçıp Kale Konak Cave Hotel‘ de huzur dolu iki gece geçirdim.

IMG_4061

Odalar ve manzara harikaydı, kahvaltı ve hamam muhteşemdi (özellikle yarıştan sonra harika geldi :)!).

IMG_4093

Alper sabahtan İstanbul’ a dönmek zorunda kaldı, biz ise Salomon Takımı olarak çekim yaparak Kapadokya’ nın olağanüstü manzarası eşliğinde harika bir gün geçirdik. Koşarken o kadar güzellikleri göremiyor insan, mutlaka gezmek lazım. Müthiş hafta bitmek üzereydi, dostlarla birlikte harika akşam yemeği yeyip sabah erken İstanbul’ a dönüş vakti geldi.

IMG_4087
Yarıştan sonra protein takviyesi :)! Elai Cappadocia

Güneş doğmadan yola çıktım ve yolda güneş doğarken sözle anlatılmayacak manzarayı gördüm.

IMG_4097
Güle güle Kapadokya! 🙂

Gökyüzünün renkleri o kadar güzeldi ki, bulutların desenleri ve Kapadokya’ nın büyülü manzarası ile beraber o kadar müthişti ki, bana sonsuzluk çağrıştırıyordu, zaman duruyor sadece ben ve Kapadokya var sanki. Türkiye’ de çok güzel yerler var, her yerde de bambaşka duyguları yaşıyorum, Kaçkar Dağları’ ndayken kalbim mutluluk dolu oluyor o yeşillerin bintonunu görünce,  inanılmaz bir gizem var orada. Kapadokya’ dayken büyülü ve sihirli bir ambiyansın içinde oluyorum, burada vakit duruyor sanki…

Raidlight Aladağlar Sky Trail organize edilirken inanılmaz emek harcandı, böyle bir coğrafyada yarış yapmak inanılmaz zor! Bu hayalin gerçek olmasında bütün emeği geçenlere sonsuz teşekkürler! Yarış boyunca o kadar sıcak ve samimi destek vardı ki kendimi evde gibi hissettim, hepiniz müthiş insansınız! Gönüllülerin desteği anlatılmaz yaşanır ancak! Siz olmasaydınız yarış da olmazdı! Herkese tekrar ve tekrar kocaman teşekkürler! Bütün cesur katılımcılara da kocaman tebrikler!

Malzeme ile ilgili birkaç kelime söylemek isterim.

İlk kez Suunto saatime rota yükleyerek koştum ve bu olayı çok sevdim, çok pratik oldu.

http://www.movescount.com/moves/move118448510

Bu yarış esnasında birçok yeni Salomon malzemeyi test ettim, hepsi da harika ama Speedcross Pro ayakkabı hakkında yorumlarımı söylemeden geçemem! Sadece yarıştan önce iki gün yürüyüşte kullandım, yarış esnasında inanılmaz rahat ettim ne su toplama ne de mor tırnak var. Zorlu parkur için ideal bir ayakkabı. Zemin tutuşu ve ayağı sarması mükemmel. TdG’ ta kullanacağım ayakkabı belli oldu.

56a643170ea2f

Yüzüme de The Body Shop Skin Defence Multi Prodection Essence kullandım. Saatlerce güneşin altında olmama rağmen panda olmadım :).

malhar_160530_0108

IMG_3944
Geleneksel tırnaklarım…

Geçen sene söyledim bu sene de aynı fikirdeyim! Parkur müthiş, manzaralar olağanüstü ama yarış çok zor bir yarış. Gerekli hazırlık yapmadan ve aklimatizasyon süreci geçirmeden bu tür yarışlara katılmak bence çok yanlış. Dağlarda fazla tecrübesi olmayan ve dağlarda kamp yapmayanlar için yarıştan birkaç ay önce bu yarışın rotasını yürümeyi şiddetle tavsiye ederim. En az sizi ne bekleyeceğini bilirsiniz. Sevgiyle kalın!

 

 

 

 

Reklamlar

Erciyes Ultra Sky Trail, dağ koşularında neye dikkat etmeli?

“Mountains are not stadiums where I satisfy my ambition to achieve, they are the cathedrals where I practice my religion.” (Anatoli Nikolaevich Boukreev)

Genelde her raporu bir roman gibi yazmaya çalışırken belki de işin ciddiyeti bazen kaybolmuş oluyor, ondan dolayı bu raporu farklı bir şekilde yazmaya karar verdim. Umuyorum hem seneye bu yarışa katılanlar için hem de dağlarda yarışlara hazırlananlar için faydalı olur. Yazdıklarım tamamen benim tecrübeme dayanıyor ve bu tecrübe bizzat yarışlarda zorluklar yaşanarak kazanıldı. Yarışlara hem yeni yerleri görmek için hem de kendimi daha iyi tanımak için katılıyorum, aynı zamanda her yarıştan bir ders çıkarmaya çalışıyorum. Erciyes Dağı bir kez daha bana hatırlattı, dağlarla şaka olmaz, her dağı çok ciddiye alıp ona saygı duyacaksın ve hiç bir zaman hafife almayacaksın.

Her geçen sene koşacağım yarışları daha dikkatli seçmeye başladım, sebebi de her geçen yaşla canım daha kıymetli oluyormuş galiba, ayrıca tek bedenimiz var ve vücudumuzu bilinçli şekilde kullanmak sadece bize bağlı. Artık her yarışı koşmak zorundayım diye benim için bir şey yok. Doğru ve bilinçli antrenman, doğru yarış seçimi ve verimli dinlenme yaptığım sporun riski azalttığına inanıyorum. Hiç bir yarışa antrenmansız katılmadım, az antrenmanla katıldığım sadece tek bir yarış vardı (burada okuyabilirsiniz) onun için de geçerli sebeplerim vardı. İstediğim derece elde etmek için antrenman yapamadım ama yarışı bitirmek için yeterli antrenmanım vardı. Yapılan antrenmana göre yarış ve mesafe seçmek çok önemli, yarışa yeterince hazırlık yapamayanlar ama yarışta yer almak isteyenler için harika bir opsiyon var: Gönüllü olmak. Koşacağım yarışı her zaman bu şekilde seçerim: Daha önce koşmadığım bir rota tercih ederim, aynı zamanda hedef yarışa hazırlanmak için bir fırsat olarak değerlendiririm. Erciyes Dağı’ nı uzun süredir uzaktan görüyordum ama gitmek için hiç fırsatım olmadı, ondan dolayı Erciyes Ultra Sky Trail benim için harika bir seçim oldu. Yüksek rakım, zorlu rota ve müthiş manzara, dağ seven başka ne isteyebilir ki. Çok fazla düşünmeden 64 km’ lik mesafeyi seçtim ve ona göre hazırlıklara başladım.

Dağ yarışlarına hazırlık yaparken benim için önemli konular (bazı paragraflar her katıldığım yarış için geçerlidir):

  • Doğru antrenman: Uzun koşuları, interval (hem düz hem de yokuş yukarı), güçlendirme hareketleri (kendi ağırlığımla çalışmalar ve merdiven çalışmaları).
  • Doğru beslenme ve dinlenme, istikrarlı sağlık kontrolü. Her üç ayda sağlık ocağında kan testleri ve yılda bir kez kalp kontrolü (EKG, EKO ve EFOR testi). Ne kadar doğal beslenmeyi tercihi etsem de ara sıra kan değerlerimde çıkan sonuçlara göre vitamin takviyesi ama kafama göre değil uzman tavsiyelerine göre.
  • Batonla antrenmanlar. Kim ne derse desin ben dağlarda batonla koşmanın daha kolay olduğu tarafındayım. Yarışta batonları verimli bir şekilde kullanmak için mutlaka öncesinde batonlarla antrenman yapmak gerekir. Yarış hazırlıkları süresince haftada en az iki kere batonla antrenman yaparım. Onu için dağlara gitmiyorum, ormanda bir yokuş bulup orada çalışmamı yapıyorum.
  • Doğru malzeme seçimi. Dağlarda her şey olabilir ve hava çok değişken, bundan dolayı organizasyon ne talep ediyorsa zorunlu malzeme odur.
  • İrtifaya alışmak. Eğer dağ yarışına katılmaya karar veriyorsam en geç Perşembe günü erken saatlerinde yarış alanında olmaya çalışıyorum. İmkanım varsa Salı ya da Çarşamba günü gidiyorum. Özellikle deniz seviyesinde yaşayan ve yakın zamanda irtifa kampından dönmeyenler için bu kriter çok önemli. Haziran ayının ortasında Kaçkar Dağları’ nda bir hafta geçirdim, bir hafta sonra Sapanca’ da yarışa katıldım, Kayseri’ ye Çarşamba günü geldim ona rağmen irtifa etkisini hissettim. Çarşamba günü 2200 m’ den 2800 m’ ye kadar çıktık ve indik. Perşembe ve Cuma günü çok kısa ve hafif yürüyüş yaptık ve bol dinlenme.
  • Her yarışı ciddiye almak. Yarışın profili ve zeminini incelemek (yarışta hem kitapçık verildi hem de teknik toplantısında detaylı açıklandı). İtiraf ediyorum bu yarışı biraz hafif aldım, ben bunu 10 saatte bitiririm diye düşüncem vardı, tam 12 saat sürdü. İlk kez rotada ve dağda koşunca ne zaman ne olacak ve ne zorluklarla karşılaşacaksın belli değil, ona göre her yarışı çok ciddiye alıp mental olarak her şeye hazır olmak gerekir.
  • Yarıştan önce doğru beslenme ve bol su tüketimi.
  • Yarış esnasında kullanacağım gıda analizi.

Erciyes Ultra Sky Trail yarışına dönünce. Kayseri’ ye Salı günü varacaktık ama kedimin hastalığı sebebiyle seyahatimizi bir gün ertelemek zorunda kaldık. Bu şekilde Çarşamba günü yarış alanına vardık. Kamp alanında çadırda kalacaktık ve ona göre hazırlıklı geldik. Kamp alanı start alacağımız noktaya epey yakındı.

IMG_3726
Sağda kamp yeri görünüyor
IMG_3717
Kamp yerinden manzara

Alan aslında çok güzeldi, çeşmeler ve WC imkanları vardı. Duş ise yarışmacıların kullanmak üzere belediye binasının içindeydi. Tek bir eksik ne gölge ne de tek bir ağaç vardı, hava da baya sıcaktı. Çadırımıza yerleştikten sonra dinlenmeye çalıştık (gece yolculuğumuzdan dolayı uyuyamadık) ama olmadı, çadır güneşte buhar odasına dönüştü, çadırımız tünel şeklinde ve çok alçak ve çok dardı, belki de sebebi buydu. Dinlenme fikrini bir kenara bırakınca antrenmana çıkmaya karar verdik, 2200 m’ den 2800 m’ e çıktık. Bir gece kampta kalıp yarıştan önce ve sonraki gece Gençlik Spor Tesisleri’ ne geçmeye karar verdik. Yarışta çok konfor aramam ama yarıştan önce mutlaka iyi dinlenip uyku almak şart, bu durumda benim için pek mümkün değildi. Kahvaltıdan sonra kamptan ayrılacaktık, müthiş kahve ve Muazzez’ in ikram ettiği krepleri yedikten sonra yola koyulduk.

IMG_3724
Kamp yeri

Yarıştan önceki günde kit teslimi, teknik toplantı ve makarna ikramlarından sonra dinlenmeye geçtik. Yatar yatmaz arkadaşlarımdan mesajlar gelmeye başladı, haberleri okurken neler olduğunu anlamaya çalışırken hiçbirimizin uyumadığını sanıyorum. Sabah şaşkın ve inanılmaz yorgun vaziyetteydik. Stresten dolayı ancak iki kaşık kara buğday yiyebildim. Yarış olup olmayacağını da bilmiyorduk. Yarış iptal olursa, organizasyon için sakıncası olmazsa bu rotayı yürümeye karar verdim. O gün İstanbul’ a dönemezdim odamda oturup kara kara düşünmekten başka hiç seçenek yoktu, ben de doğa ile başbaşa kalmayı tercih ederdim, nasıl olsa kimseye zarar gelmez, odamda oturursam da kimseye faydam olmaz. Start noktasına geldiğimizde her şeyin hazır olduğunu ve yarışın gerçekleşeceği haberini aldık. Herkes çok üzgündü bazı arkadaşlarımız eve döndü, bazıları da moral bozukluğu ve uykusuzluktan dolayı mesafe değişikliği yapıyordu. Kimse için gece hiç kolay olmadı ondan dolayı kim ne karar verdiyse saygı duyulur. Zorunlu malzeme kontrol edildikten sonra saat 07:30′ da yarışa başladık.

13775763_1038647786216114_3208174988451101550_n
Yarış başlangıcı

Baştan itibaren nabzıma göre koşacaktım ondan dolayı kimseye bakmadan kendi tempomla ilerliyordum. Bence bu çok önemli bir konu, yarış başlangıcı kendi temponuzla ve kendini dinleyerek yapılırsa ilerleyen saatlerde daha iyi hissedilecek. Kontrollü gitmeme rağmen nabzım planladığımdan biraz daha yüksekti, hem uykusuz gece hem de irtifa etkiliyordu doğal olarak ama biraz yükselmiş nabzı saymazsak kendimi gayet iyi hissediyordum. Baştan itibaren hemen çıkışa geçtim, önümüzde devasa Erciyes Dağı bütün güzelliğini sergileyip bizi motive ediyordu. Geniş stabilize yolda yükselip arasıra iniyordum. Yaklaşık 10. km’ de yolu biraz şaşırdım, aslında işaretleme belliydi, bu yerden stabilize yoldan patikaya geçmemiz gerekirdi işaretleme de gayet belirgindi ama nedense önümdeki koşucular işaretli patikaya değil stabilize yola devam ediyorlardı, şaşırdım, acaba toplantıda bir şey söylendi ben mi kaçırdım diye şüpheye kapıldım. Onlara seslendim ama kimse beni duymadı. Durdum ve telefon açtım, yetkili kişiden işaretleri takip etmem gerektiğini öğrenip yoluma devam ettim. Tozlu patikadan yokuş aşağıya inip belli bir zamandan sonra tekrar stabilize yola kavuştum. Birkaç kilometre sonra KN 1′ e ulaşıp sularımı tazeledim, kola içtim ve fazla vakit kaybetmeden kontrol noktasından ayrıldım. Hemen hemen zorlu, taşlı ve belirgin patika olmayan inişe, sonradan da zorlu çıkışa geçtim. Artık bu saatte güneş kendisini şiddetle göstermeye başladı, rota zorluydu ve benim için en zor bölümdü (aslında en zor değildi de ben kendimi burada çok kötü hissettim). İlerledikçe tekrar stabilize yolla kavuştum, çıkışlı inişli geniş yoldan sonra tekrar dar patikaya dalıp sonra da yine stabilize yoldan devam ettim. Kontrollü gitmeye çalışırken suyumu komple tükettiğimi fark ettim. Yolda küçücük bir yerleşim vardı (çadırlı bir yer), küçük bebekle kucağında bir kadın vardı, biraz su rica ettim, sağolsun harika su ikram etti. Stabilize yolda ilerlerken birden kendimi sert taşlı çıkışın önünde buldum. Zorlu bir tırmanıştan sonra yemyeşil bir yolla kavuştuk, burada kendimi daha iyi hissetmeye başladım, nabzım artık kontrol altındaydı ve buradan artık yarışa başlayabilirdim. Yolda küçük çeşme vardı oradan hem soğuk su içtim hem de Buff’ ımı ıslatıp boynuma astım, inanılmaz ferahtı. Yarış başlangıcında Buff’ ımı bileğime sardım ve terimi siliyordum, sonra ıslatıp boynuma taktım ve yarış bitene kadar bu şekilde kullandım, aşırı sıcak hafa için şiddetle tavsiye ederim, resmen harikalar yaratıyor!

13731623_1038769079537318_3086288187439607905_n
KN 2′ e yaklaşırken. Fotoğraf: Organizasyon

KN 2′ ye inişli stabilize yol götürüyordu, varınca biraz beslendim, 25 km’ lik yarışı bitiren Aykut ve Kemal Abi sularımı tazeleyip moral verdi. Hava çok sıcak olduğu için yanıma 500 ml’ lik şişe daha aldım böylece 1.5 lt su taşıyordum. Hiçbir zaman kontrol noktaları arasındaki mesafeyi küçümsemeyin. Fazla suyla varmak susuz kalmaktan daha iyidir kesin! Her ultra maratonda yanımda extra 500 ml’ lik matara taşırım. Rota bir süre gölün etrafında dolaşıyordu, yol çıkışlı inişliydi bazen genişleyip bazen daralıyordu çok iyi bir tempo tutturup biraz ilerledikçe Alper’ le karşılaştık ve beraber devam etmeye karar verdik. Burada yarışın en büyük hatasını yaptım, Alper’ le sohbet ederek devam ettik yol bizi aşağıya götürüyordu, bir an işaretleri görmediğimizin farkına vardık, her patika koşucusunun korkulu rüyası. Geri dönmeyelim diye yüksek bir tepeye çıktık, belki işaretleri orada görürüz ama nafile,  epey vakit kaybettikten sonra başladığımız noktaya dönüp işaretleri takip ederek devam ettik, ondan sonra daha çok dikkatliydik. Aslında işaretleri göremeyince baya ileriye gitmek çok büyük bir hataydı ve çok zaman kaybettirdi, en mantıklı çözüm hemen son işarete doğru dönüp yola devam etmek! Neyse ki yolu bulduk bizim için çok iyi bir ders oldu. Epey zorlu bölümden geçmeye başladık, kocaman taşlı iniş, sonra belirgin patika olmayan düzlük ve devasa taşlı inişi tamamlayarak nihayet stabilize yola kavuştuk ve hızla inişe geçtik.

13686558_757440827692194_3156721049258932815_n
KN 3′ e yaklaşırken. Fotoğraf: Doruk Balkan

KN 3′ e ulaştığımızda hava inanılmaz sıcaktı, inmeye başladığımızda sanki fırının içinde kendimi hissetmeye başladım. Bu noktada fazla vakit kaybetmeden suları tazeledim ve 3. şişeye yarım kola yarım su doldurduktan sonra yolumuza devam ettik, Doruk da harika fotoğraflarımızı çekti.

13781990_757441257692151_5495261070225277323_n
Fotoğraf: Doruk Balkan

Rota geniş bir stabilize yoldan tarlanın içinden geçiyor, sürekli güneşin altındaydık, Alper bu noktada yavaşlamak istedi, sorun olmadığından emin olduktan sonra tek başıma devam ettim. Benim için en sıcak bölüm buydu ve nihayet KN 4′ e ulaşınca çok yorgundum, burada biraz oturmaya karar verdim. Biraz dinlendikten ve Emre’ den kalan kısımla ilgili bilgi aldıktan sonra noktadan ayrıldım, yanımda 2 sporcu arkadaşım vardı, sohbet ederek bir süre devam ettik, stabilize yoldan ilerliyorduk ve bir sonraki dönüşten sonra bizi bir müjde bekliyordu, sopsoğuk bir çeşme. Sularımı tazeledim, kafamı soğuk suya sokup kendime geldim. Yol kıvrılarak bir ara serap gibi bir yere bizi getirdi, ilk kez o kadar yemyeşil ve gölgeli yerden geçtik.  Nihayet  uzaklarda son KN 5′ si göründü. Burada Polat Dede, tuzlu limonlu su ile koşucuları bekliyordu. Mataralarımı doldurduktan sonra nereye gitmem gerektiğini gösterdiler. Yol alınmayacak kadar uzaklarda (en az o anda böyle göründü) bir tepe yükseliyordu. Burada yaklaşık 12 kilometre kalıyordu ama rotanın en zor kısmı buradan başlayacaktı, hep kontrollü gittiğim için hala enerjim vardı. Kontrol noktasında fazla durmadan yoluma devam ettim. Manzara müthişti, sağımda sonsuz tarlalar uzanıyordu, solumda ise Erciyes Dağı yükseliyordu, hava da yavaş yavaş serinlemeye başladı. Patika olmayan yerler, onlarca kum ve taş içeren çıkış ve iniş vardı, her seferinde gördüğüm tepe herhalde son ve ondan sonra artık düzlüğün başlayacağını umuyordum ama nerede…Artık hiç bir şey düşünmeyip sadece ilerliyordum nasıl olsa bitecek bu yol. Ne kadar süre geçtiğini artık hatırlamıyordum, nihayet teleferiği görüp artık yerleşime az kaldığını düşündüm ama hızlı bir şekilde devam etmeme rağmen teleferik ulaşılmaz görünüyordu. Nihayet çok beklediğim stabilize yola kavuştum, finiş yeri artık görünüyordu ve ayaklarımın altındaydı. Tozlu toprak ve taşlı yolda yokuş aşağıya koşarak finişe ulaştım.

13729197_1038786429535583_1698085152395831573_n
Hayatımdaki en zor finişten biri. Fotoğraf: Organizasyon

Sabah bizi müthiş manzarasıyla uğurlayan Erciyes Dağı batan güneşin ışığında bambaşka olağanüstü manzarasıyla bizi selamlıyordu. Madalyamı aldıktan sonra odama gidip hareketsiz hale geldim. Gece olanları ve uykusuzluk, inanılmaz sıcak hava, hepsi etkisini gösterdi. Sadece duş yapmak için güç bularak uzandım. Hiçbir gıdayı midem kabul etmiyordu sadece yarış boyunca hayal ettiğim karpuzu yiyebildim. VK için kayıtlıydım ama ertesi gün 64 km üzerine koşmamaya karar verdim. Sabah erkenden kalkıp VK koşucularına destek vermek için finiş noktasına gittik, hayatımda gördüğüm en müthiş manzaralardan biri. Erciyes Dağı’ nın zirvesi el uzaklığında sanki. Finiş için daha güzel yer bulunmazdı kesin. Dağdan başka daha ne güzel olabilir ki? Sadece diğer dağ…

IMG_3741IMG_3743IMG_3747

Yarışla ilgili görüşlerim:

Yarış Atıl Ulaş Cüce ve Özgür Özmete olmak üzere Middle Earth Travel tarafından yapılıyor, rotaları çalışmalarına Emre Ayar destekte bulundu. Aynı zamanda organizasyona destek olan Erciyes A.Ş.‘ nin katkısı çok büyüktü. Ekipman kurumlarında Argeus destek verdi. Ekip ve destekçiler bu zorlu ve o kadar da güzel rotayı çıkarmak için çok efor harcamışlar belli. Dağlarda yarış yapmak hiç kolay değil, bu emeğe saygı sonsuzdur. Koşucular için yeni yarış ve yeni rotaları hazırlamak, yeni yerlerde yarışmak için imkanlar tanımak çok önemli ve inanılmaz çok zaman, imkan ve çaba gerektiren bir iştir. ELLERİNİZE SAĞLIK! Hem yarış organizatörü olarak hem de çölde bir hafta geçiren gönüllü olarak her zaman perdenin arkasına bakarak bu gözle bakarım ben her katıldığım yarışa.

  • İşaretleme çok iyiydi (bu zorlu parkurda devasa bir iş yapıldı). Bir kere yanlış yere saptım ama hata tamamen benimdi. Öneri: Belki benim gibi yarışa dalıp dikkatli olmayanlar için birkaç yere bir şerit çekmenin faydası olur.
  • Teknik toplantı gayet açıklayıcı ve faydalıydı, zamanlama da çok iyiydi çok geç olmadı ve fazla uzun sürmedi.
  • Makarna ikramı (Arbella) çok lezzetliydi ve ikram boldu, herkes fazlasıyla enerji depolarını doldurdu.
  • Akşam aynı zamanda yoga imkanı vardı ama makarnayı tercih ettiğim için katılamadım. Öneri: Belki yarıştan sonra Pazar günü yapmak güzel olur elbette kapalı mekan imkanı varsa, hava çok sıcak.
  • Göğüs numarası gayet iyiydi, hem boy hem de üzerindeki yarış profili ve bilgi. Yarış kitinin içinde kitabın olması güzeldi “Kayseri yürüyüş rotaları ve turizm keşif rehberi”. Kitabın yazarları arasında Atıl Ulaş var.
  • Malzeme kontrolü start öncesi yapıldı, bence çok doğru bir karardı. Bu şekilde herkes aynı şartlar altında yarışacaktı ve can güvenliği için bütün malzemeleri taşıyacaktı.
  • Kontrol noktaları ve beslenme. Soda, kola, tuzlu çerez, limon, tuz, elma ve muz hava şartlarına göre çok uygun besindi. Öneri: Bazı noktalarına peynir, karpuz ve kavun eklenirse çok iyi olur. Zorunlu sıvı taşıma min. 1 lt idi, parkurun zorluğu ve sıcaklığı göz önünde bulundurularak belki 1.5 lt.ye kadar çıkabilir. 1 lt su bana yetmedi 25 km’ den itibaren 1.5 lt taşıyordum ve hiç pişman değildim.
  • Finiş yemeği. Yemek finişte değil, otelde yapıldı. Çok yorgun ve pek iyi hissetmediğim için yemeğe gidemedim zaten bir şey yiyesim de yoktu. Ondan dolayı yemek konusunda hiç yorum yapamıyorum. Alper bana sadece oradan karpuz getirdi o da müthişti. Öneri: Otelde değil finişte karpuz, kavun, çorba, makarna ve  köfte-sucuk ekmek tarzında bir şey ikram etmek belki de daha iyi olacak. Hem uzaklara gitmek zorunda kalınmayacak hem de yarışı bitiren sporcular orada daha uzun kalarak yeni gelenlere destek verebilir.
  • Finiş madalyası kırmızı topraktan yapıldı, kürsü kupaları ise kırmızı topraktan Boğa, Kartal ve Aslan biblo olarak yapıldı ve çok özeldi.

IMG_3865

 

  • VK yarışı çok özeldi, manzarası ise müthişti. Öneri: VK Perşembe ya da Cuma günü yapılırsa belki daha iyi olur (tamamen benim görüşüm). VK’ dan sonra uzun mesafeyi, uzun mesafeden VK’ yi koşmak daha mantıklı bana göre. Sporculardan görüşleri alarak belki VK’ nin gününü değerlendirecekler.
  • Son olarak kamp yeri hakkında. Açık güneşin altında olduğundan dolayı çok sıcaktı. Öneri: Acaba göl (baraj) kenarında ya da azıcık ağaç bulunan yerde kamp için bir yer ayarlama imkanı var mı?
  • Havaalanından transfer çok iyiydi, bu konuda da hiç sorun yaşamadık.
  • Eğer dağ sizin tutkunuz ise zorlu ve teknik rotaları, kendinizle mücadele etmeyi seviyorsanız kesinlikle bu yarışa katılın. Hatta VK’ yi kesinlikle kaçırmayın derim.

Ülkede olanlar ve yarışta bir arkadaşımızı kaybetmemiz hepimizi fazlasıyla üzdü. Sporla beraberlik içinde hareket edelim ve sevdiğimiz insanların değerini bilelim…

clouds