İda Ultra / Run Zeus

Kaz Dağları, uzun zamandır gitmek istediğim ama bir türlü gidemediğim bir yer. Hayat seçimlerden ve önceliklerden ibaret, ben ise bu sene ne yapıp edip kışa Kaz Dağları’ nda Run Zeus 36 km koşarken “Merhaba” diyeceğime dair kendime söz verdim.

Yolculuk öncesi hepimiz hava durumunu heyecanla takip ediyorduk, bir yağmur yağıyor bir kar örtüsü yer yüzü kaplıyor yarış günü ne olacağı belli değildi ama biz her şarta hazırdık ne de olsa kötü hava yok yetersiz malzeme vardır.

Cuma sabahı kısa yarış öncesi antrenmanı yapıp, sokak hayvanlarını besleyip sıcacık kahveyi termoslarımıza koyup Sevim ve Alper ile yola koyulduk. Araba seyahati boyunca yağmur hiç eksik olmadı, akan suların eşliğinde sıcacık muhabbetimiz ile yolculuğumuzun nasıl bittiğini anlayamadık. Kaz Dağları ise masmavi gökyüzü ve kış soğuğuyla bizi karşıladı.

inspiredbyrun standı işleri, kayıt işlemleri, makarna parti ve teknik toplantısı derken kendimi son damlaya kadar sıkılmış bir limon gibi hissettim. Alper’ in startı daha erkendi ama uyanışını, kahvaltıya gidişini, hiç bir şeyi duymayıp çuval gibi yorganın altında yattım. Alper gidince bir gözü açıp başarılar diledim.

Kalkma vakti geldi, ben de hazırlanıp ve hafif bir kahvaltı yapıp odamı terk ettim. Start alanına transferimiz fazla sürmedi ve nihayet masalsı görünümlü Yeşilyurt Köyü’ ne geldik. Arkadaşlarımla sohbet muhabbet, start verildiğinde MP3 çalarımı açmadığımı farkettim.

47575349_1314603255348097_7027523131501707264_o
F: goshots.net

Biraz uğraşıp müzik eşliğinde yokuş yukarıya çıkmaya başladım. Birkaç kilometre koştuktan sonra delikanlı bir grup oluştu, arasıra ben, arasıra beyler beni geçiyordu. Yaklaşık 10 km koştuktan sonra patikaya bağlandık ve patikayı takip ederek gitmemiz gerekirken ben, işaretleri değil milletin bacaklarını takip ederek yanlış yola saptım. Biraz ilerledikten sonra işaretleri göremeyince kuşku tohumu içime düştü, öndeki gruba seslenip: “Beyler, işareti görüyor musunuz?” onlar da durup: “Hayır” derken 180 derece dönüş yapıp patika stabilize yola kesiştiği yere geri koştum. Bu kayıp bana yaklaşık 4 – 5 dakikaya mal oldu ve doğru yola kavuşunca baya arkalara düştüm. Dere üzerinde zıplayıp moralimi bozmayıp kendi kendime güldüm. “Ulen devamlı yorulmadan her raporda önündeki değil de işaretleri takip etmek gerektiğinden bahsediyorsun da kıyafetsiz terzi gibi oldun. Hem de özellikle bu yerden teknik toplantıda da bahsedildi”. Neyse “Kavga bittikten sonda yumruğu sallarsan ne olacak sallamazsan ne olacak ?” derken “Kendi düşen ağlamaz” sözüyle yoluma devam ettim.

8dbb835d-d7db-4a8b-9b2c-28cf52d8ef1d
F: Cemil Erdoğan

İlk kontrol noktasına geldiğimde sularımı tazeleyip ve bir şeyler atıştırıp istasyondan ayrıldım. Buradan ikinci kontrol noktasına kadar benzersiz manzara eşliğinde koşup olağanüstü doğaya doyamadık.

47686387_1314599472015142_8305633690017333248_o
F: goshots.net

Yeşil tepeler, körfezin sonsuz mavi suları, rengarenk yaprak halıları ve buz gibi dere geçişleri, bu soğuk sular ayaklarıma nasıl güzel geldi bir bilseniz.  Hayat gibi inişli çıkışlı rotada koşup durduk.

47396500_1314600172015072_3614443012282646528_o
F: goshots.net

Yine de yalnız değildim, birkaç erkek sporcu ile mücadele ettik ya ben onları ya da onlar beni geçiyordu. Sonra hep beraber hızımızı alamayıp dönüşü kaçırdık. “Kardeşim, geri dön” işaretini görüp yolumuza kavuştuk. Neyse ki çok uzak gitmedik. Çok keyfli bir tırmanış başladı, burada da yavaş koş tekniğimi uygulayıp neredeyse hiç yürüyüşe geçmeyip ikinci kontrol noktasına ulaştım. Buradan artık azıcık tırmanıp inişe geçiliyordu. Artık finiş kokusunu alıp ve birkaç beyle kapışıp çocuklar eşliğinde finişe ulaştım.

47510963_1314923581982731_6138352613604720640_o (1)
F: goshots.net

Kadınlar ikincilikle bu macera da bitti, 36 km – 03:57:06 sire ile.

Kaldığım otele varınca – Form Termal Otel‘ de kaldık tam 5 çayına yetiştik. Koskoca bardakta bol şekerli çay ve 4 adet üçgen peynirli börek nasıl iyi geldi bir bilseniz. Biraz dinlendikten sonra termal havuz, tuz odası ve sauna inanılmaz iyi geldi. Banyo sefasını da taçlandıran buz gibi su ile bacak duşu resmen yeniden doğuşuma sebep oldu. Sonrada da otelde harika akşam yemeğim (tabii ki bol yeşillikli ve bol proteinli). Bu arada söylemeden olmaz, otelin personeli güleryüzlü ve çok yardımseverdi, anlayışları için çok teşekkürler. ☺️

Müthiş günümüzün sonu olarak 100 km koşan arkadaşlarımızı finişte karşılama.

O kadar hoş bir hafta sonu oldu ki şimdiden seneyi iple çekiyoruz, görüşmek üzere.

Kullandığım ayakkabı: Columbia Montrail Bajada 3 – bu sezonun favorisi oldu zaten.

Rossist Event & Sport Organizasyonu‘ na, tüm sponsorlara, destekçilere, emeği geçenlere ve gönüllülere sonsuz teşekkürler, tüm katılımcılara çok tebrikler.

O

Reklamlar

“Koşunuzu nasıl alırdınız?” ya da “başarılı bir yarış için benim altın kurallarım”

Cappadocia Medium Trail

Her zaman Kapadokya’ ya geldiğimde duyguların gökkuşağını yaşıyorum. Her daim aklım  beni ta 2014 yılına götürüyor, Cappadocia Ultra – Trail yarışının ilkine. Serkan ve Sertan Girgin‘ den yarış haberi, mesafe seçimi, hazırlıkları ve yepyeni bir yarışın anlatılmaz heyecanı.  Ekim ayının hafif yağmurlu bir günüydü ve bizler yaklaşık 100 kişi başlangıç çizgisinde yeni maceraya atılmak için sabırsızlanıyorduk. Macera dolu saatler ve 110 km’ nin genel klasman birinciliği. O unutulmaz andan sonra 4 sene geçti, her sene unutulmaz tecrübeler yaşandı ve 4 yarış raporu yazıldı. Çok farklı anlar yaşandı, bazen ağlamak bazen gülmek istediğim dakikalar oldu ancak değişmeyen tek şey vardı – sonbaharın Kapadokya gizemi, bu Kapadokya benim ve sadece bana ait: Akşamları kömür kokulu, mağara otellerin huzur ve sakinliği, ayakların altındaki rengarenk yapraklar ve kırmızı sonbahar elmaları, havada uçuşan örümcek ağları ve Kapadokya şarabı gibi sarhoş eden o unutulmaz özel Kapadokya havası, ballı yerfıstığı ve kış çayı, yemyeşil ama tatlı mandalinalar ve her bir mucize bekler gibi içimdeki çocuğu uyandıran masalsal benim Kapadokyam. Peki sizin Kapadokyanız nasıl acaba?

Perşembe günü akşam saatlerinde otobüsten inince yine, yeni, yineden müthiş bir heyecan içimi sardı. Vakit akıp geçti ve bu sene bu topraklarda 5. kez koşacağım. Yine her metresini bildiğim ve sevdiğim sokaklar ve o unutulmaz kömür kokulu Kapadokya. Yazarken bile kömürün kokusu burnumda. Duygusal bölüm böylece bitti, şimdi teknik bilgilerin zamanıdır.

YARIŞA HAZIRLIK

2 Ekim tarihinde yarışa katılmaya karar verip 4 Ekim’ de mesafeyi seçip antrenmanlara başlıyoruz. Antrenmanlara başlıyoruz derken aslında antrenmanları hiç kesmedik ve sene boyunca koskoca bir iş yapıldı, bu yarışa özel antrenman sürecinden bahsediyorum. Geçmişe dönersek UTMB sonrası ilk hafta hastalık dolayısıyla mecburen dinlenme, Kaçkar Ultra haftası parkur işaretleme ve toparlama derken mesafe 90 km.yi buldu. Sonraki hafta toparlanma ve hafif koşular ile 60 km. Eylül ayının son haftası hafif koşular (38 km) ve evde bisiklet. Aslında Ekim’ in ilk haftası da hafif koşular, bisikletle, esneme ve kısacık intervaller ile geçecekti ama yarışa gitme kararı alınca programımız tamamen değişti ve keyif antrenmanlarının yerine sağlam intervaller ve haftanın uzunu geldi. Öylece Ekim’ in ilk haftasını 56 km, ikinci haftasını ise 69 km ile kapattık. Kapadokya’ dan bir hafta önce Geyik Koşuları 14 km muhteşem silkelenme oldu. Yarış haftası ise bisiklet ve kısa toparlanma koşusu.

YARIŞ ÖNCESİ

Cuma günü boyunca inspiredbyrun standımda çalıştığım için geç saatlerde yarış kitimi alıp ve yemeği yiyip hemen dinlenmeye geçtim. Odamda acele etmeden kıyafetlerimi hazırlayıp yarış boyunca tüm kullanacak cihazlarımı şarja taktım (alın feneri, telefon, saat ve MP3 çalar). Saat 22:00 sularında yatıp 05:30′ da uyanıp hemen kahvaltıya geçtim.

YARIŞ

Bana sorarsanız benim için başarılı yarışın sırrı – plana göre doğru nabızla gitmek, planlı bir şekilde beslenmek ve kafamı rahat tutmak. Elbette yarışa göre gerekli antrenmanlar yapıldı şartıyla. Benim için yarışın en önemli kuralları:

  1. Ne olursa olsun tüm dertlerimi unutup tamamen yarışa odaklanmak. Hiç fark etmiyor antrenman, eğlence ya da hedef yarışı ama başlangıç çizgisine tamamen yarışa odaklı çıkmam lazım. Yarış öncesi dönemi stressiz geçirmek şarttır.
  2. Yarışın ilk saatleri çok ama çok önemli. Nabzı kontrol etmek ve kontrollu şekilde ilerlemek çok önemli. Yarış heyecanında adrenalin tavan yapıyor ve kendini kontrol etmek zordur. Yıllarca saatsiz koştum ve iç hislerime güvenerek temkinli bir şekilde başlayıp yarışın sonuna doğru hızlanıyordum. Şimdi ise yarışın ilk saatlerinde kesinlikle nabzımı kontrol ederek ilerliyorum. Daha yarışın başlangıcında parkurda beni bir sürü sporcu geçti hem 63 km hem de 119 km koşan sporcular, ben ise temkinli tempomu bozmuyordum. Elbette bazen birinin peşinde takılıp bu şekilde ilerlemek istiyordum ama ileride bedelini ağır ödeyeceğimi bildiğim için kendime uygum bir tempomla yoluma devam ediyordum. İstatistiğe baktığımda 2. kontrol noktasına genel klasmanda (63 km koşanlar arasında) 79. sırasında vardığımda finişe genel klasmanda 36. ulaştım demek ki izlediğim strateji doğrudur.  Maaşını alıp ilk günlerde tüm paranızı harcadığınızı düşünün, ne olacak ya kalan günlerde parasız geçirirseniz ya da kredi çekersiniz. Vücuttaki enerjimiz de aynı, kaynaklarını akıllı bir şekilde kullanalım ki vücudumuza sonra borçlu çıkmayalım. Sonuna doğru parayı biraz biriktirelim ki finişte bol bol harcayalım. Uzun mesafelerde stabil bir tempoda gitmek benim için çok önemli, tabii ki sonuna doğru biraz kasabilirim halim kalıyorsa.
  3. Beslenme ve su tüketimi. Yarışta beslenmeme ve su tüketimime çok özen gösteririm. Mesafe ve hava sıcaklığına göre önceden beslenme ve su tüketimi planı yapıp onu sürekli kafamda tutup uyguluyorum. Ne kadar yorgun olursam olayım ama bu plana harfiyle uyuyorum.

Cappadocia Medium Trail yarışına gelince başlangıç çizgisinde beklerken müziğim, yarış – beslenme stratejim ve kafam hazırdı. Tek bir hedefim vardı – elimden geleni yapıp sağlıklı bir şekilde yarışı bitirmek.

UFUK5249
F: UFUK YARAMIŞ

Daha önce iki sefer bu mesafeyi koştum ama parkurda ufak tefek değişiklik olduğu için performan kıyaslanma pek mümkün olmayacaktı. Yarışı temkinli bir şekilde başlayıp bir baktım sporcular yanımdan basıp gidiyorlar ortada durup: “Arkadaşlar, ne aceleniz var :)” diyesim geldi ama elbette yapmadım, herkesin bildiği bir şey vardır mutlaka. 🙂

DARE3886
F: ANNA DARE

1. Kontrol noktasına (10.8 km) vardığımda sadece çöplerimi atıp yoluma devam ettim.

ONUR6832
F: ONUR ÇAM

Yarış başlamadan önce iki matara doldurdum ondan dolayı suya ihtiyacım yoktu. İstasyondan uzaklaştığımda pembe çoraplı kadın beni geçti ve hızla uzaklaştı. Tempomu bozmadan devam ettim, bu da bir irade testi, takip etmek insanın doğasında vardır kesin ve gücünü kontrol etmek bir sanattır, ne derler: Kontrolsüz güç güç değildir. Bu arada  hava tam benlikti, bulutlu ve hafif yağmurlu, ben ise kendimi kelebek kadar hafif hissettim. Uçhisar’ a gelmeden önce ta yaz ziyaretimizden kalan hatıra aklıma geldi, köşede bulunan koskoca bir kara dut ağacı, ne iştahla yemişim o dutları. Kara dut hayal ederken yarış gerçeklerine dönme zamanıydı. 2. kontrol noktasına (27.6 km) kadar hava gayet iyiydi, istasyona varınca hemen sularımı doldurdum ve biraz soda içip koşuma devam ettim.

ONUR8640
F: ONUR ÇAM

Hava ısınmaya başlayınca ben ise sürünmeye başladım ve tüm doğa kurallarına karşı kelebek tırtıla dönüştü. Her atılan adım bana daha da zor geliyordu, antrenmanlarda ve Geyik Koşuları’ nda kendimi ne kadar iyi hissedersem sanırım ki UTMB ve Kaçkar Ultra sonrası hala tam anlamıyla toparlanmamış oldum. Kendimi aynada görmedim elbette ama sanırım suratım bibendumdan farklı değildi.

ONUR8643
F: ONUR ÇAM

Fotoğraflara bakınca gayet iyi görünmeme rağmen o an hissettiklerim hiç de öyle değildi, kendimi dalgalı okyanusta sörf yapar gibi bir kötü bir iyi hissediyordum, bazen o kadar yürüyüşe geçmek istiyordum ki ama ne olursa olsun tempomu düşürmemeye çalışıyordum. Aslında bakarsan beslenme ve su tüketimi iyiydi, nabız da tam yerindeydi ama bacaklarım bir türlü gitmek istemiyordu. Hiçbir şeyi düşünmeyip tamamen müziğe odaklandım. Bir anda yanımdan kırmızı çantalı kadın geçip uçtu, arkasından bakıp kendime: “Eh, bugün gününde değilmişsin herhalde” dedim ama hızımı bozmadım, ne de olsa yolu daha yarılamadık.

1DXM0402
F: GOSHOTS.NET

 

3. kontrol noktasına (35.3 km) gelmeden hem pembe çoraplı hem de kırmızı çantalı hanımefendileri geçip istasyona hızlandım. Kendimi gayet iyi hissetmeye başladım ama her güzel şey er geç bittiği için birazdan tekrar çukura düştüm (kendimi kötü hissettim) ama ne olursa olsun tempomu düşürmemeye çalışıyordum. Kırmızı çantalı kadın beni tekrar yakaladı, ona yol verdim, hızla uzaklaştı ben ise sürünme dalgasını yakalayıp sörfe devam ediyordum. Kızılçukur Vadisi’ ne gelmeden önce tüm mataralarımı doldurmama rağmen su bitti ama bir sonraki kontrol noktasına kadar daha 3 km vardı. Dilim damağıma yapıştı ve sussuzluğumu düşünmeyip hızlı bir şekilde yoluma devam ettim. 4. kontrol noktasına (48 km) vardığımda hemen sularımı doldurup şişenin kalan kısmını kafama ve enseme döktüm, biraz canlandım. Buradan sonra çok sevdiğim bölüm başlıyordu, Akdağ çıkışı. Bu arada belli mesafeden sonra 119 km koşan Alper beni yakaladı ve enseme yapıştı, onu da ara sıra yan gözle kesiyordum. Çıkıştan sona inişe geçerek 5. kontrol noktasına (52.9 km) ulaştım. Su ve kola aldıktan sonra artık yarışın son bolümüne geçtim. Bu yol her sene “neden daha kısa parkura katılmadığımı” sorgulatıyor. Bu sefer pek sorgulatmadı çünkü baştan beri temkinli gittiğim için baya enerjim kaldı ve 119 km koşacak kadar gücüm vardı. İşte ne yapalım uzun yol şoförüyüm ben. Şunu bunu düşünerek önümde kırmızı çantalı sporcuyu gördüm, aslında geçmek niyetim yoktu ama finişe kadar artık 5-6 km kaldığı için yarış bir an önce bitsin diye iyice hızlandım ama yine de gücümü kontrol ediyordum. Artık biliyordum çok ama çok az kaldı. 38 km koşan sporcular da görünmeye başladı, herkes finiş anını iple çekiyordu. Ve nihayet Ürgüp’ e giriş. Şehre girince iyice hızlandım ve yarışın bitimine sadece 1 km kalıyordu. Güçlü bir finiş yapıp 5. kez bu yarışın bitiş çizgisinden geçmiş oldum.

_MG_2048
F: CAPPADOCIA ULTRA – TRAIL

Kendime her sene söz veriyorum bir sonraki sene en kısa mesafeyi koşacağım diye, iki kez en uzunu ve üç kere orta mesafeyi bitirdikten sonra onu da bir ara aradan çıkarmam gerekir sanırım. Seneye bakalım artık, gün doğmadan neler doğar. Her yarış bir tecrübedir ve bu sefer yeni bir ders aldım, parkurda ne olursa olsun sonuna kadar mücadele etme çabası. Bazen gününde olmayabilirsin ve yolda zihnin ne kadar seni yoruyorsa onu da yormaktansa ne yapıp edip onunla barışıp anlaşıp o günkü şartlarla en iyi şekilde yarışı bitirmek mümkündür. Her yarış bir dalgalı okyanus gibi, yarışta bir yükseliş bir düşüş yaşamak kaçınılmaz esas mesele her şey iyiyken hızlı koşmak değil her şey kötü giderken tüm iç gücümü toplayıp moralimi bozmamak ve tempoyu düşürmemektir (elbette farklı durumlar olabilir ama benimki ise sadece aşırı zihinsel ve kısmen fiziksel yorgunluktu, başka herhangi bir sıkıntım yoktu). Ben de bu işi başardığıma inanıyorum, yeter ki iste!

Her zamanki gibi Ürgüp’ te unutulmaz günler geçirdik. Tüm sevgili dostlarımızı görmek muhteşemdi. İki gün boyunca inspiredbyrun standımı ziyaret eden arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız.

Yarışın organizasyonu her zamanki gibi muhteşemdi. Başta Aydın Ayhan Güney ve Koray Bozunoğulları olmak üzere tüm sevgili ARGEUS Ekibi’ ne koskoca tebrikler ve teşekkürler. Tüm gönüllüler de muhteşemdi, ellerinize sağlık. Tüm sponsorlara, destekçilere, sağlık ekibine, yemek yapanlara ve tüm emeği geçenlere kocaman teşekkürler. Parkurda bizi çeken fotoğrafçı arkadaşlarımızın gözlerine, ellerine sağlık. 

Bu sefer Fresco Cave Suites‘ te kaldık, yardım ve ilgi için tüm güleryüzlü personele çok teşekkürler.

Tüm yarışmacılara çok tebrikler!

PS: Parkurda beni gören ve benimle konuşan arkadaşlarım varsa yarış boyunca müzik dinlediğim için sizi duymamış olabilirim, affola!

TEŞEKKÜRLER
Fenerler için LEDLENSER Türkiye (bu yarışta ihtiyacım olmadı ama zorunlu malzeme olarak yanımdaydı). Alper, 119 km koşarken gece etabında feneri kullandı ve inanılmaz memnun. 
Vitamin desteği için VOONKA (çok yoğun süreçte vücuda destek şarttır).
Anılarımı çekebildiğim için SONY / ActionCam Türkiye.
Sene boyunca yanımda olan COLUMBIA Türkiye Ailesi ve COLUMBIA MONTRAIL KOŞU GRUBU. 
Yarış boyunca COLUMBIA MONTRAIL BAJADA™ III  ayakkabı kullandım, Kapadokya parkuru için mükemmel bir seçim oldu benim içim. Ayakkabının rahatlığı ve zeminde tutunuşu muhteşem. Zorlu yarışlarda vazgeçilmezim oldu. UTMB 100 mil yarışında da aynı modeli kullandım.
96942_0
Ve son olarak beni çok mutlu eden bir noktayı değmek isterim. Aylarca Columbia Montrail Koşu Grubu olarak ormanda koşular düzenliyoruz. Yarıştan sonra “sizin koşularınıza gelmem çok şey öğretti ve yarış boyunca bana çok yardımcı oldu” sözlerinizi duymak paha biçilemez ve benim için en büyük ödül. İyi ki varsınız dostlar, hep beraber birbirimize destek vererek yeni zirvelere doğru durmadan devam!  

a6609814-9425-4978-aaa7-5e647189cd83
F: ONUR ÇAM

IMG_7565
GELENEKSEL DESENLERİM

Ultra – Trail du Mont – Blanc 2018

В прошлом году после финиша на UTMB (43:13:53) было чувство разочарования и того, что не всё сделала для того, чтобы уложиться в желаемое время (отчёт 2017 года). После драки кулаками не машут. Своё горе я утопила в 114-и километрах Каппадокии, благодаря неудачному UTMB, здесь я отработала на отлично.

Мой первый старт UTMB тоже прошёл не совсем удачно для меня (отчёт 2013 года). Поэтому, как только вопрос с участием в третий раз был решён, я понимала, что права на ошибку у меня нет и в этот раз всё должно пойти так, как я это распланирую. С Катей Митяевой составили план тренировочных стартов и начали готовиться. Тренировочные старты в Турции:

Помимо указанных стартов, было несколько более коротких гонок на скорость.

Объёмы тренировок можно посмотреть здесь.

Тренировки в основном проходили в лесу. За месяц до старта удалось сделать 200 км с набором около 8000 м за четыре дня в горах, получилась своеобразная имитация гонки.

Время пролетело очень быстро и вот мы в Шамони! В 2013 и 2017 годах мы жили довольно большой компанией в хостеле и далековато от старта. В этот раз решили жить только вдвоём с мужем, нашли очень милый отель рядом со стартом. Как всегда, дни перед стартом пролетели незаметно и вот тот самый день! Дождь… Всё как я люблю. На старт прибыли около 17:30. Заняли место перед церковью. Полчаса ожидания и вот он тот момент, к которому готовился целый год.

qSecZxEc
F: Columbia

Невероятная атмосфера и непередаваемые эмоции, тысячи людей, живущие одной мечтой! Прошло около 10 – 15 минут прежде чем я смогла нормально бежать.

T4Nd2POs
F: Columbia

Всё было точно по пульсу. В голове была какая-то нереальная концентрация. Всё делала на автомате. Гели, питьё и контроль пульса. Через контрольный пункт (КП)  Le Delevret (13.8 км) я пробежала на 1041 позиции. Последующий подъём был отработан отлично.

46977633
F: UTMB Ночью обещали -10, поэтому оделась я соответствующе 🙂

Перез спуском к КП Saint-Gervais (21.55 км) начался дождь и стемнело, так как дождевик и фонарик я надела ещё на старте, то, не теряя времени, приступила к спуску. На контрольном пункте пополнила запасы воды, випила немного колы, с собой взяла хлеб с сыром, фрукты и отправилась в темноту. Умудлирась забыть палки, но опомнилась ещё не отходя от кассы. Напомнила себе, что надо быть внимательной. С этого момента и почти до самого утра всё происходящее походило на монотонную цепочку событий: подъёмы и спуски, впереди и позади меня бесконечный ручей фонарей, повсюда на трассе множество бодрящих и мотивирующих тебя незнакомцев и отточенные до автоматизма действия. Такое впячатление, что я сама себя запрограмировала. Прибегая на контрольный пункт, я выбрасывала мусор, наполняла воду и изотоник, брала суп и хлеб, пила чай или кофе с шоколадкой и опять в путь. Самой себе была дана установку, до Курмайора – это тренировка, а вот после него – это уже соревнования. На одном из пунктов проверили обязательное снаряжение. Рассвет я встречала на вершине Mt – Favre (70.29 км). В прошлом году рассвет я встречала в этом же месте. После ночного снегопада небо было кристально чистое, розовый рассвет окрасил вершины со свежим белоснежным снегом в непередаваемую палитру. Это был самый незабываемый рассвет в моей жизни. В этом году из-за облаков вершины были укутаны туманом.

46917536
F: UTMB

До Курмайора оставалось совсем немного и мы с группой парней весело сбежали вниз.

46926980
F: UTMB Пробегая по улицам Курмайора 🙂

В 08:01 я была на КП Courmayeur (79.22 км)Получив сумку, добралась до зала, нашла свободное место и приступила к процедуре самообновления. Поставила на зарядку часы и фонарь, полностью переоделась и сменила носки и обувь (та же модель Columbia Montrail Bajada 3). Подкрепилась протеиновым коктейлем, макаронами и супом. Набрала воды, освободилась от всего мусора и, взяв кофе, пошла сдавать сумку. Я потратила на этом пункте 38 минут, из которых отдыхала только в то время, когда ела. Всё остальное время была занята переодеванием и упаковкой рюкзака. И да, мой приём сработал, выходя из Курмайора, мне не хотелось спать и у меня было довольно много сил. Конечно, я устала, но не было мысли: “Ещё переться 90 км!”

DSC01109
Только вперёд! 😉

Ещё на старте я сказала себя, что музыку начну слушать на второй половине гонки (моя музыка – это своеобразная солянка от классики до поп музыки). Сытая, чистая и навеселе (от музыки) я шагала по площади Курмайора, моя позиция была 568 Под “Часики” Валерии и “Я свободен” Арии вбежала (правда бежала, да ещё и пела по дороге 🙂 ) в гору и на КП Refuge Bertone (84.13 км) я была уже 518Это была моя маленькая победа. Два года у меня были большие проблемы после Курмайора, я страдала, хотела сойти, в голове был рой мыслей. А сейчас всё было отлично. Я помирилась с собой, не старалась соревноваться с собой, а шла с собой в ногу. 

46951653
F: UTMB

Спустившись до КП Arnouvaz (96.67 км), я одела дождевик, штаны и перчатки и отправилась в третий раз влезать на  Grand Col Ferret (101. 3 км)Выйдя с контрольного пункта, я перенеслась на год назад. Погода была почти как в прошлом году, только снега не хватало. Тут настигла меня грусть и тоска, жизнь показалась монотонной и скучной, а подъём нескончаемым.

46970848
F: UTMB Когда же всё это закончится? 🙂

На вершине ветер и видимости никакой.

 

 

Начался спуск, на котором до нас  помесили грязь около 2000 человек.

 

y4yBhsVE
F: Columbia

На определённом отрезке спуска мне стало неимоверно жарко, поэтому я сменила дождевик на ветровку и освободилась от водонепроницаемых штанов, припустила на КП La Fouly (110.89 км)С этим местом у меня связаны особые воспоминания, 5 лет назад я собиралась здесь сойти, в прошлом году я чуть саму себя здесь не оставила, в этом году всё было отлично! Быстро поев, набрала мужа (он сошёл на 60-ом км). Здесь сделаю небольшое отступление, я бежала по пульсу, но в голове для ориентира держала план 35-и часов с копейками. До Курмайора я добралась по плану, а вот времени КП Champex – Lac (124.79 км) я никак припомнить не могла, раскладку, чтобы не нервировала, оставила в отеле. Пока болтала с мужем, узнала, что первый мужчина уже финишировал. По дороге пропустила поворот, окликнула меня девочка из чей-то группы поддержки. В этом году немного поменялась трасса и вместо части асфальта нас загнали в лес. Оказавшись на тропинке, я начала переживать, было очень странно, что вокруг меня вообще никого не было, ни позади ни впереди. Если бы не разметка, я точно подумала бы, что потерялась. В голову стали лезть мысли, а вдруг это какая-то другая разметка, ведь предыдущие годы я постоянно бежала в компании и вокруг всегда было полно бегущих. При пересечении тропы и асфальта увидела группу поддержки, внутри как отпустило. Увидела уже знакомые места, милая деревня с удивительными домами, цветами и сказочными фигурками во дворах. Впереди не было ни души, позади меня маячила одинокая фигура. В раздумьях о том, как хорошо было бы здесь жить, я добралась до КП Champex – Lac (124.79 км). Начался дождь. Этот момент я ждала целый год! В прошлом году здесь я полакомилась черничным пирогом и не смогла его забыть. Здесь мне нужно было хорошенько подкрепиться. Поев руками макарон (ложку я решила с собой не брать), выпив супа с вермишелью (половина было опрокинута на себя), я приступила к самому главному – поеданию пирога с чаем. После трёх кусков я решила, что пора выходить и начала собираться. Вдруг заметила пару, которая пристально на меня смотрит (бегун и поддерживающая его жена). Посмотрела на саму себя их глазами. Перед рюкзака замазан гелями, лицо перемазано пирогом, на номере гель и черничное варенье, а весь правый рукав белого дождевика перемазан гелем коричневого цвета. Самой стало очень смешно. Перед выходом на глаза попался экран, я шла в четвёртой сотне. На этом пункте я пробыла ровно 21 минуту. Выйдя с пункта, поняла, что очень сильно похолодало, присев на лестницу, одела штаны. Вокруг было очень много поддерживающих, кто-то уже отправил бегуна, кто-то прохаживался в нетерпеливом ожидании. Я опять включила музыку, поглотила гель со вкусом то ли эспрессо, то ли нутеллы и под пение Селин Дион отправилась карабкаться на последние 3 вершины. Настроение было отличное, самочувствие тоже! Будучи на первой вершине начало смеркаться, я одела фонарь, выключила музыку (в темноте, в горах я предпочитаю тишину) и приступила к спуску. После КП Trient (141.47 км) начался очередной подъём. В начале тропы увидела несколько сидящих (читай спящих) спортсменов, осведомившись о их самочувствии, полезла дальше. За мной зацепился молодой человек и так вдвоём мы дошли до вершины. Он остался на верху, а я убежала вниз. На вершине было довольно туманно, хотя фонарик у меня и силён, но туман был настоль густой, что приходилось всматриваться, чтобы разглядеть разметку. Немного спустившись, стало получше. Не знаю почему, но именно этот спуск, включая все его особенности, остался у меня в голове с прошлого года. В прошлом году до КП Vallorcine (152.43 км) я добралась утром, сейчас же был только час ночи, что мне придало сил. До финиша осталось ну совсем немного. Выпив супа, вышла в ночь. Перед последним подъёмом считывали номера, меня окликнули по имени. Было приятно видеть знакомое лицо (в качестве волонтёра был один из наших друзей). Попросила сообщить мужу, чтобы стелил красную дорожку, Лена на подходе в Шамони! 🙂 С прошлого года ещё была свежа память об этом последнем участке. Подъём ещё ничего, а вот спуск по огромным камням, которые в ночи казались ещё более большими, начал напрягать.  Поэтому когда закончился спуск и начался последний подъём, я вздохнула с облегчением. По дороге так захотелось есть, что в ход пошла половинка батончика, который хотела выкинуть на финише (что-то не пошёл он у меня), а тут прям на ура зашёл! Жуя и карабкаясь вверх, в кромешной тьме я пыталась разглядеть силуэты подъёмников. И вот они долгожданные, я начала ликовать! Ну вот почти и всё! Казалось, что последний контрольный пункт так близко, но карабкались к нему мы ещё довольно долго. Вроде, шла одна, а тут в одно мгновение оказалась в компании молодых людей. Пролетев через последний КП La Flégère (163.34 км), приступила к такому родному и до боли знакомому спуску. В этот раз он так не хотел заканчиваться. И вот я на подходе к Шамони, радости почему-то особой нет, а в голове мысли: “Я такая грязная, это же всё сейчас стирать надо будет!” Хотя в середине дистанции я думала, что буду на финише либо плакать, либо смеяться. Ни того, ни другого не хотелось. Пробегая по тихим и почти безлюдным улицам Шамони, нас прогнали ещё через парочку мостов. И вот он финиш!

46934445
F: UTMB

Время – 35:38:55, 361-ая в общем зачёте, 33-я по женщинам и 17-ая в своей возрастной категории.

Eil4yOVQ
F: Columbia

Спасибо горам, которые дали мне финишировать третий раз. По дороге я познакомилась с новой Леной, рассудительной и не форсирующей события (я по характеру довольно импульсивный человек). Вот эта Лена опять хочет вернуться в Шамони и пробежать ещё лучше! Время покажет. Радость от всего происходящего я осознала уже лёжа в чистой постели и до утра слушая крики поддержки за окном (отель был рядом с финишем). А какой был невероятный рассвет в это утро, глядя на красоту заснеженных вершин, осознаёшь весь пройденный путь и, не смотря на усталость, хочешь опять сюда вернуться.

RZTD9789
🙂

Размышления во время и после гонки:

  1. За это гонку я поняла, что чем свежее прибежишь в Курмайор, тем лучше. В этот раз я применила к себе такой приём, как будто гонка начинается здесь и для меня это сработало. Два года именно после этого пункта у меня всё шло наперекосяк, удалось преодолеть психологический барьер.
  2. Научилась блокировать какие-либо мысли вообще, когда реально плохо и попадаешь в яму. Просто не думаю ни о чём, а тупо шагаю. Так как ничего не длится вечно, это состояние проходит само самой.
  3. Музыку начала слушать со второй половины гонки, не постоянно, а когда нужна мотивация, постоянная музыка меня раздражает.
  4. За гонку съела 24 геля, два протеиновых батончика и один протеиновый коктейль. Практически везде пила суп. С желудком вообще проблем не было.
  5. Все подъёмы отработала на отлично, а вот спуски, конечно, надо ещё работать и работать. Моя самая большая проблема – это страх. Два года назад я очень неудачно упала с ужасным вывихом лодыжки, до сих пор не могу побороть страх.
  6. Ну и, конечно, идеально иметь поддержку на трассе. Так как на больших станциях вместо того, чтобы отдохнуть ходишь туда-сюда, то одно взять, то другое.

В этот раз и время проведённое в Шамони и сама гонка – всё для меня было просто идеально. Огромное спасибо Кате и всем тем, кто меня поддерживал. Надеюсь, увидимся в следующем году в Шамони!

Немного статистики

 

 

Мои талисманы, ногти и кольцо с профилем UTMB

 

Sky Erciyes

 

“Gereksiz tartışmaları artık bırakın –
Ben zaten her şeyi kendime ispatladım:
Dağlardan daha güzel sadece
henüz çıkmadığım dağlar olabilir.” 

Vladimir Vysotsky

“Так оставьте ненужные споры –
Я себе уже всё доказал:
Лучше гор могут быть только горы,
На которых ещё не бывал.”

Владимир Высоцкий

c2a9iancorless-com_skyerciyes-08667

Dağlar, her şeyi unutturur ve insanı rahatlatır, kafanızı sıfırlar. Dağlar saygı ister ve hafife alınmaz. O yüzlerce yıl orada dururken sen onun misafirisin ve Onun kurallarına uyacaksın. 

 Sky Erciyes 

Çok yoğun döneme girince sanırım hepimiz: “Bir an önce geçsin de rahatlayayım” düşüncesine ara sıra kapılıyoruz. Ne yalan söyleyeyim ben de öyleydim. O kadar yoğun hafta beni bekliyordu ki daha önceki haftanın pazar günü bitmeden bir sonraki haftanın pazartesi gününü yaşıyordum ve yarış sonrası cumartesi gününü iple çekiyordum. “Bu düşüncelerimde kesin bir yanlışlık var” dedim kendi kendime. Pazartesi günü de erken saatlerde kalkınca kendi kendime: “Sakin ol” dedim, bu ne telaş bu ne sabırsızlık, yahu tek hayatımız var onu da bugünü yaşamadan yarın bir an önce gelsin diye yaşarsan her şeyin ne anlamı kalacak ki”. Kendime ayar çektikten sonra upuzun bir yapılacak listesini yazdım, kendime “İş kurt değil, ormana kaçmaz” atasözünü hatırlattım, depderin bir nefes aldım ve tüm kağıda döktüklerimi Kayseri’ ye gidene kadar yapmaya çalışacağıma söz verdim. Hepsini yaptım mı? Tabii ki hayır ama upuzun listeden ön planda gelen işlerimi halledip rahat bir kafayla dağlara gideceğim diye kendime bir söz verdim. İşler güçler, inspiredbyrun çalışmaları, yeni rota keşifleri, günde çift antrenmanlar, kediler – köpekler derken yolculuk zamanı geldi.

Bu sene Erciyes Dağı bir ayrı güzel ve büyüleyiciydi. Giydiği elbisesi daha renkli ve daha yeşildi, mor ve sarı çiçekleri ayrı bir şıklık ve ayrı bir koku, estiği rüzgar ise ferah hava katıyordu.

Otele yerleştikten sonra birkaç saat dinlendik ve sonra antrenmana çıktık. 12 km’ lik antrenmanımız vardı, ilk birkaç kilometre ayaklarımı zorla yerden kaldırıyordum. Kendi kendime: “Yarın VK` yı (Vertikal Kilometre) nasıl koşacağım derken” antrenman oldu bitti. Yolda koca kafalı kangalı gördük, sürüyü koruyordu, ayak üstü muhabbet ettikten sonra ve sürüsü ile işimiz olmadığımı anlayınca bize yol verdi. Hem antrenman hem de yarış esnasında kangallarla sohbet etmek gibi bir alışkanlığım olduğu doğrudur. 🙂

Akşam lezzetli makarna (sosu gerçekten muazzamdı) ve arkadaşlarımızla buluşma. Odama döndükten sonra tüm hazırlıklarımı tamamladıktan sonra saat 21:30 gibi yataktaydım. Ertesi sabahı erkenden kalktım, üzerimde inanılmaz bir miskinlik vardı: “Hadi bakalım, bugünkü yarış nasıl geçecek” derken VK`nın start noktasına ulaştık ve yarış başladı. Hissettiklerim tam  bu şekilde: “Kalbim mideme düştü” nasıl oluyorsa artık. Aslında irtifa ile ilgili sorunlar pek yaşamıyorum ama 2000 m üzerinde VK koşmak apayrı bir duygu. Bacaklarım kalkmıyor kafam da bir garipti. Kendi kendime: “Paniğe gerek yok!” Aslında içimde bir çizgi var, o çizgiyi geçmeyince ne kadar sürünsem de “rahat bir şekilde” finişe ulaşabiliyorum. Yaklaşık 2 kilometreyi geçince rahatladım ve artık hem bacaklarıma hem de kafama sahip çıktım.

c2a9iancorless-com_skyerciyes-08335 (1)

Hele de finişe ulaşmadan önce insanların alkış ve motivasyon tezahüratları ile dimdik çıkışı uçarak çıktım. Böyle bir müthiş manzara ile yüz yüze geldik ki tüm acıları hemen unutturdu.

c2a9iancorless-com_skyerciyes-07510

c2a9iancorless-com_skyerciyes-08269

Esas benim için maceram teleferikle inerken başladı, yükseklik korkum hala ara sıra devam ediyor.

c2a9iancorless-com_skyerciyes-03899

Aşağıya indikten sonra bol bol yemek ve sıvı tüketimi, sonra da güzel bir uyku. Akşam üstü olmazlarından olmaz inspiredbyrun işbaşı. 🙂 Makarna partisinden sonra dinlenme. Saat 21:00 gibi yataktaydım. Bu sabah bir öncekinden haliyle daha dinç bir şekilde kalktım. Pencereden baktığımda Erciyes Dağı bembeyaz bir şapka giymiş. Ben fotoğraflamadım ama Ian bu müthiş görüntüyü ölümsüzleştirdi.

c2a9iancorless-com_skyerciyes-08778

Kahvaltıdan sonra start çizgisine doğru yola koyulduk. Yarışımız gölden başlayacaktı ve manzarası müthişti. Başlangıç alanında o kadar sohbet ettik ki yarış başlayınca müziğimi açmadığımı fark ettim. Elim ayağıma dolandı MP3 çalarla uğraşınca. Nihayet başardım ve müzik eşliğinde yoluma devam ettim.

c2a9iancorless-com_skyerciyes-03999

Bu rotayı 2 sene önce 60 km koşarken tersinden koştum ondan dolayı beni neyin beklediğini az çok biliyordum. Belli noktalarda 60 km’ lik parkuru koşan arkadaşlarımızla karşılaşmak çok keyifliydi, hepimiz için moral oldu. 25 km’ lik rotaya bayıldım. Başlangıçtan stabilize yolda ilerledikten sonra patika ve taşlı bölüme bağlandık.

c2a9iancorless-com_skyerciyes-09038

Parkur boyunca rahatça koşabilecek geniş yollar var, birkaç bölüm taşlı ve yapraklı çıkışlar ve inişler oluşuyor. Bu tür rotaları çok severim çünkü koşu boyunca hiç sıkılmıyorsun devamlı parkur değişimi yaşıyorsun. Bana göre 25 km’ lik parkur (birkaç bölüm hariç) gayet koşulabilecek ve hız yapabilecek bir parkurdur.

c2a9iancorless-com_skyerciyes-04089

Hele de finişten önceki bölüme bayıldım. Bitiş çizgisini görmeden önce devasa Erciyes Dağı’ nı görüyorsun, sonra dağı arkaya bırakarak önünde minnacık karınca gibi görünen taka koşmaya başlıyorsun, hem de yokuş aşağıya.

c2a9iancorless-com_skyerciyes-09674

Finişi görmek insanı o kadar mutlu ediyor ki hızla yollarda koşuyorsun.

c2a9iancorless-com_skyerciyes-09629

Finiş çizgisini geçtikten sonra kendimi dünyanın en mutlu insanı olarak hissettim. Çok yoğun bir haftayı arkamda bırakarak kendimi yenilemiş ve iki  yarışı üstüste koşmama rağmen dinlenmiş hissettim. Dağlar gibisi yok, dağlarda koşarken hem yenileniyorsun hem de kendine doğru bir yolculuk yapıyorsun ve inanın ki bu yolculuk bir öncekinden apayrı ve çok farklı oluyor. Koşacak ve güzelliklerini keşfedecek daha çok dağ var ve kendine doğru yapılacak çok yolculuk var.

Yarış esnasında beslenme: 3 adet jel, bir bardak kola, yarım muz ve 500 ml izotonik.

Bu yarışta kendim için ne notlar aldım:

  1. Dağlarda erken yatıp erken kalmak gibisi yok, öğle uykusu da çok önemli vücudun ve kafanın toparlanmasında çok yardımcı oluyor (aslında sadece dağlarda ve yarışlarda değil günlük hayatta da öyle, öğle uykusu biraz zor ama 🙂 ). Yarış öncesi uyumazsam da artık 21:00 gibi yatağa girer uzanır 22:00′ da uyumuş olacağım artık.
  2. Yarış öncesi çanta ve malzeme hazırlığını erkenden yapmak çok önemli. VK yarışını bitirir, odaya ulaşır ulaşmaz 25 km’ lik yarışta kullanacağım tüm giyecek ve besinlerimi hazırladım. Çok geç saate kalmamak lazım eksik bir şey olursa edinecek zaman olur.
  3. Hepimiz elbette farklıyız, irtifa uyumumuz da çok farklı. Kendim için böyle bir not aldım, yarış esnasında irtifadan dolayı pek iyi hissetmiyorsam tempomu düşürüp hissettiklerime göre ilerlemek ve kendini dinlemek çok önemli. Bu sefer iki yarışta planladığım nabızdan daha aşağıda gittim ve iyi yaptım çünkü bazen evdeki hesap çarşıya uymaz, bu durumda kendini tanımak ve kendini dinlemek gerçekten çok önemli. İki yarışın ilk bölümlerini fazlasıyla temkinli gitme kararı aldım çünkü irtifanın etkisini hissediyordum, ikinci bölümlerde kendimi çok daha iyi hissedip artık planladığım gibi gidebiliyordum. Onu fark ettim ki, fazla zorlamadan devam ediyorsam durum düzeliyor ve kendimi daha iyi hissedip hem bedenime ve zihnime hem de yarışa hakim oluyorum ve istediğim şekilde ilerliyorum.
  4. Kahvaltıda bu sefer yulaf, tahin, pekmez ve biraz tereyağı karıştırıp yedim. Hem doyurucu hem de çok tok tutar ayrıca hazırlaması çok kısa. Yarışlara transferle gittik, yanıma 500 ml izotonik alıp yolda onu içiyordum. Sabah erken saatlerinde fazla sade su içesim yoktu, izotoniğin hafif limonlu tadı çok iyi geldi.
  5. Bu sefer parmaksız eldivenleri kullanmayı karar verdim ve çok iyi yaptım. Çok terleyen biri olarak baton kullanırken ellerim de çok terler. Eldivenler hem teri emdi hem de yüzümden terimi silmekte yardımcı oldu, ayrıca parkurda dikenli çalı çırpı olduğu için çok yardımcı oldu ve elimi korudu, eldivenler biraz kanın içinde kaldı ama parmaklarım daha az zarar gördü. Uzun yarışlardan sonra baton kullanımından dolayı bazen ellerim su topluyor bu sorun da azalır diye düşünüyorum.
  6. Başlangıç alanında sohbet çok keyifli elbette ama onu belki yarış sonrasına saklamak lazım. 🙂 Çenem düşünce müziği ayarlamayı unuttum o da yarış esnasında beni baya meşgul tuttu.
  7. Sky Erciyes` in tüm parkurlarını tekrar koşmak isterim bir gün ama özelikle VK` nın finişi gerçekten muazzam ve kesinlikle koşulması gereken bir parkur.

Sonuç olarak hem VK`dan hem 25 km`lik koşudan çok keyif aldım ve  performansımdan gayet memnun kaldım. İkisini kadın kategorisinde kazanmak yoğun UTMB öncesi antrenmanlarda beni baya motive edecek.

Atıl Ulaş olmak üzere tüm organizasyon ekibine, gönüllü arkadaşlarımıza, sağlık ekibine, sponsorlara ve bizi yolda çeken fotoğraf ekibine sonsuz teşekkürler! İyi ki varsınız, ellerinize sağlık! 

Kullandığım malzemelerden daha önce bahsettim, burada sadece yeni kullandığım malzemelerden bahsetmek isterim.

c2a9iancorless-com_skyerciyes-09639

  • Ayakkabı: Columbia Montrail BAJADA™ III muhteşem ayak sarma, yastıklama, esneklik, destekleme, koruma ve zeminde tutunuş. Muhtemelen bu ayakkabıyı UTMB’ de kullanacağım. Hem VK` da hem de 25 km` lik parkurda bu ayakkabı bana eşlik etti.
  • Ayrıca bu sefer parmaksız eldiven kullanmaya karar verdim. Çok doğru bir karar oldu, hem ellerim terlemedi hem de dikenlerden iyi bir koruma oldu. Sanırım uzun yarışlarda kendi zorunlu malzeme listemde artık devamlı yer alacak: Columbia FREEZER ZERO PARMAKSIZ ELDİVEN.

Tüm fotoğraflar: Ian Corless

Sky Erciyes VK

Sky Erciyes Sky ve Ultra

c2a9iancorless-com_skyerciyes-08296