HAYALLERİN ÖTESİNDE

Her defa Alanya Ultra Trail yarışını koşarken bir sonraki sene en uzun mesafesini koşmayacağıma dair kendime söz veriyorum ama sonradan ne oluyorsa kendimi en uzun mesafede bulup mesafenin kendisi de uzadıkça uzuyor.

Üç sene de doğum günümü Alanya’ da kutluyorum, bu sefer bir ayrı oldu, organizasyon ekibi teknik toplantısında harika bir pasta bana yedirdi.

Kışın ve ilk baharda verimli bir hazırlık süreci geçirdim, koşu, bisiklet ve güçlendirme hareketleri yanında hayatıma yeni bir aşk girdi – oryantiring. Neredeyse tüm uzun antrenmanlarım ormanda tek başıma, harita ve pusula ile geçti. Sabit Hedef Ligi derken iyice kendimi bu mecraya kaptırdım: Oryantiring, antrenmanlarıma inanılmaz renk katıp hem inişlerimi hem de çıkışlarımı inanılmaz bir şekilde geliştirdi. Hedefin peşine koşarken en kısa yoldan gitmeyi öğrenirken farklı zorlu zemin yapılarında çalışmak beni çok güçlendirdi hem fiziksel hem de zihinsel olarak, bazı hedefleri saatlerce aramış oldum, sabır konusunda zirveme ulaşıp ultra maratonlarda da bir adım daha ilerlemiş oldum.

Yarış öncesi tam doğum günüme denk gelince fırtına gibi geldi geçti, akşam saatlerinde kendimi odamda bulup ekipmanlarıma son rötuşları yapıp hemen yattım.

Kahvaltıda geleneksel tam tahıllı çikolatalı parçalı yulaf, starta kadar ısınma yürüyüşü ve artık yarışın başlangıcına saniyeler kaldı. Dostlara başarılar derken geri sayıma başladık.

Strateji her zamanki gibi: Belli nabız aralıklarıyla gidip düzenli beslenmek. Bu parkuru 3. kez geçecektim ama sevgili Ahmet Arslan bu sefer parkurda değişiklik yaptı, hem mesafeler uzadı hem de daha çok muazzam patikalar eklendi.

Screen Shot 2019-03-27 at 12.08.36Parkurun başlangıcında sağlam bir çıkış başladı ama kalabalık ve sıkışık gittiğimiz için hem de sonradan baya koşabilecek bir yer olduğu için ikinci tırmanışa kadar batonlarımı kullanmayacaktım.

DARE-IMG-2070
F: GOSHOTSNET

İlk istasyonu hızlıca geçip ikinci istasyonda su takviyesini yapıp çöplerimi atıp yoluma devam ettim. Her zamanki gibi kucağımda müthiş müzik vardı, tam yarış öncesi Yanni’ nin müziklerine sıkı sarıldım, bu da bu yarışın şarkısı oldu, playlistimde üst üste 10 kere. 🙂

TRUTH OF TOUCH

Yarışta bol patika olduğu için serinleştirici gölgelerde ilerliyorduk, halbuki aşağılarda hava baya sıcaktı. Beslenme ve sıvı tüketimine özen gösteriyorum. Mataralarımın birine su diğerine ise izotonik ekliyordum. Üçüncü istasyona ulaştığımda Polat, Alper’ in benden 10 dakika önce geçtiğini söyledi. Yarışın daha 20. km’ lerinde yakalamak henüz planımda yoktu, zorlu patikalarda ve sıcak havada tek bir hedefim vardı, plaja kadar kendimi abartılı şekilde yormamak, orada mümkün olunca hızlanmaktır. 2017 yılında hatırladığım zirve yolunda hızlı bir şekilde tırmanıp ve istasyondan biraz su alıp inişe geçtim, yolda iki erkek sporcu geçip biraz hızlandım, tam dönüşte bir baktım kadın sporcu (Tatiana, kadınlarda – 3.) bana doğru geliyor. Tatiana ile bakışırken sağdaki patika girişini kaçırdım iyi ki geçtiğim iki erkek sporcu bana seslendi. Hep beraber patikaya daldık, yumuşacık toprakta çok keyfli bir inişe geçtim. Beşinci kontrol noktasına varınca fazla vakit harcamayıp Atıl’ ın ellerinden biraz çorba, kola ve soda içip yoluma devam ettim. Sıcaklık yavaş yavaş kendiyi göstermeye başladı. Tam burada “hayatımın anlamını sorgulama” bölümü benim için başladı, kafamda deli sorular: “Kimim, burada ne işim var, annem haklı artık yarışlara katılmamam lazım, ufff poff” derken seneye en uzun parkura katılmama dair ciddi ciddi kararlar. Bu yolda Rihanna “I don’ t wanna do this anymore…” söylerken konular ne kadar farklı olsa da şarkı söylerken ona eşlik ederek onunla hem fikirdim: “Vallahi billahi bir daha yapmayacağım”. Dağın bir tarafında güneş o kadar kızıştı ki, geçerken akan çeşmeden mataralarımı doldurup kafama tamamen boşalttım, buz gibi su beni kendime getirdi. Altıncı istasyona girdiğimde Polat, Şavaş ile neredeyse iddaa’ ya giriyordu Alper’ i geçip geçmeyeceğime dair. Aramızda hala yaklaşık 10 dk fark olduğunu söylediler. Ben ise tam sınırdaydım, iyi kötü olmam konusunda. Devam etmek için gayet iyi olup hızlanmak için hiç gücüm yoktu. İstasyondan ayrılmadan kafama su döküp fazla vakit kaybetmeden kaçtım. Kafamda mesafe hesap kitap yaparken müthiş bir patikaya girdim, ayaklarım altında yumuşacık cam iğneleri, kozalaklar ve yapraklar. Kulağımda da Yanni…

VOYAGE

Ultralarda nadir yakaladığım bir dalgaya denk geldim, uçuş moduna geçtim. Bu duyguyu anlatmak pek mümkün değil, sanki doğa ve Evren güçleri bir araya gelip seni ileriye götürüyor ve bu andan itibaren yarıştan inanılmaz keyif almaya başladım, parkurla bir olduk. Güneşin dokunuşları, cam ağaçlarının kokusu, masmavi gökyüzü ve yörüklerin zorlu taşlı patikaları. Yolda şarkı bile söyledim.

Yedinci istasyona varıp soda ve biraz yemek yiyip hızlanmaya hazırlandım. Sodanın yarısını ziyan olmasın diye üzerime döktüm. Paraşüt tepesini geçerken arkamda yaklaşan silüeti gördüm. Tatiana geliyordu… Daha önce koşmadığım kadar inişlerde bastım ve nihayet asfalta kavuşunca oralarda iyice hızlandım. Son kontrol noktasından geçerken birkaç yudum su içip durmadan devam ettim. Dağlardan plaja inince hava ısısı elbette değişti ama ben bir şey pek hissetmiyordum. O anda kendimi nasıl ifade edebilirim sorarsanız – Dakar’ da kumları bölen Kamaz. Kum etabı benim için gayet kolay geçti, plajda bir sürü dost motivasyon veriyordu, hem de bir an önce bu yarışın bitmesini istiyordum. Tatiana’ dan kaçarken Ezgi’ ye baya yaklaştım. İp tırmanışı bölümüne Ezgi ile beraber geldik ve kalan birkaç kilometrelik kale turunu beraber koştuk. Bu bölüm genelde her sene bana çok zor gelirken bu sefer Ezgi sayesinde hızlı bir anı gibi geldi geçti, çok güçlü ve çok hızlı gidiyordu ben de tutunmaya çalışıyordum. Ezgi inanılmaz inişleri koşuyor, o olmasaydı finişe o kadar hızlı ulaşamazdık. Son birkaç yüz metrede yukarıdan Alper’ i görüp seslendim: “Bizi bekle finişi üçleriz” diye onun da anladığı: “Hehe geliyoruz seni yakalamamız an meselesi” bastı gitti. Hele Mustafa’ nın çektiği bir video var. Finişe birkaç yüz metre kaldı o da hala soruyor: “Elena nerede?” 🙂 Buradaki hatam Alper’ e seslenmem oldu, sesiz sedasız gelip finiş takına girmeden önce Alper’ i geçmek ne zevk olurdu ama bu sefer benden verilmiş bir avans olsun, artık sonraki yarışlara bakacağız. Her yarış ayrı bir tecrübe.

F73R7171
F: GOSHOTSNET

Yarışın son metrelerinde Ezgi ile elele tutuşup koşmak, beraber finiş çizgisini geçmek unutulmaz bir an oldu. Hem de sağ kulağımda Yanni sol kulağımda Queen çalarken. Şu ana kadar benim için en muhteşem, en unutulmaz ve en duygusal yarış bitişi oldu. Hiçbir şeyin önemi yoktu sadece dostluğun ve o anın önemi vardı. Patika ve ultra maratonların ruhunu o anda her hücremle hissettim. Elbette rekabet önemli, güçlü sporcularla koşmak inanılmaz geliştiriyor ama rekabetin ötesinde daha da önemli bir şey var, hayallerin ötesinde dostluk ve yardımlaşma ruhu. Yarış geçer ve unutulur ama yaşadıklarımız ve o an hissetiklerimiz, dostluklarımız ömür boyu kalır ve her an sevgi ile hatırlanır.

F73R7191
F: GOSHOTSNET

Sanırım her yarışta hırslarımızdan daha da arınmış oluyorum belki de bu duygusallığın yaşla bir ilgisi var. Alper söz konusu değil ama onu nefes aldığım süreçte geçmeye çalışacağım. 🙂 Hatta bana bir arkadaşım “Alper ile elele finiş çizgisini geçer miydin?” sordu ben de: “Tabii ki hayır” dedim. PTL yarışında mecburen geçeceğiz ama inşallah.

Finişte dostlarımın karşılaması yarışı mükemmel bir hale getirdi. Etrafımda müthiş insanlar var, iyi ki varsınız.

Yarış esnasında elbette zorlu anlar yaşanacak ama ben her zaman derim ki bu yola çıkma sebebim dağlardan ve doğadan keyif almak. Bu sefer benim için hayallerin ötesinde ve ömür boyu hatırlanacak büyülü bir yarış oldu.

🥇Ezgi Akdesir 🇹🇷 10:43:09,01° 
🥈Elena Polyakova 🇷🇺🇹🇷 Columbia Montrail Türkiye 10:43:09,02° 
🥉Tatyana Nikitina 🇷🇺 Trail Running School 11:05:09,93°

TEŞEKKÜRLER!

Organizasyon kusursuzdu: işaretleme, parkur, istasyondaki yemekler her şey harikaydı. Türkiye’ nin en muhteşem parkurlarında biri. Patikalar olağanüstü (hele bu sene o kadar çoğaldı ki), UTMB parkurlarına için muazzam hazırlık.

Ahmet Arslan, Aydın Güney, Koray, Kadir Usta, Korhan Abi ve tüm ARGEUS Ekibi, Polat, Savaş, Atıl ve tüm harika gönüllü ve destekçilere sonsuz teşekkürler. Olağanüstü bir deneyim yaşattınız, iyi ki varsınız.

Bizim fotoğraflarımızı çeken GOSHOTSNET Ekibi ve parkurda tüm fotoğrafçı arkadaşlarımıza.

Tüm koşan dostlarımıza kocaman tebrikler, bu yarışta beni destekleyenlere sonsuz teşekkürler. Columbia Montrail Koşu Grubu olarak ikinci seneye girdik ve inanılmaz güzel dostluklarımız oluştu.

Yarış öncesi beni bantlayan sonrası ise toparlayan PT ACADEMY çok teşekkürler.

Rusya’ dan ta buralarda harika ürünleri ile beni destekleyen IRONDEER.

Ara sıra yaramazlıklarım için bana kızan sevgili antrenörüm Ekaterina’ ya.

Bu seneden itibaren bana destek veren GARMIN TÜRKİYE, Garmin Fenix 5X ile ilk ultra maratonum, performansı harikaydı. Verilerimi merak edenler buraya göz atsınlar: Alanya Ultra Trail

Bana inanan, güvenen ve her konuda destek olan COLUMBIA TÜRKİYE devasa teşekkürler. Bu parkurda zorlu patikalarda çıkışlarda ve inişlerde her zamanki gibi olağanüstü performans gösteren Columbia Montrail Bajada’ mı bağcıklarından öperim.

Bu şarkı olmadan yarış raporu bitmez! 🙂

DON’ T STOP ME NOW

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

İda Ultra / Run Zeus

Kaz Dağları, uzun zamandır gitmek istediğim ama bir türlü gidemediğim bir yer. Hayat seçimlerden ve önceliklerden ibaret, ben ise bu sene ne yapıp edip kışa Kaz Dağları’ nda Run Zeus 36 km koşarken “Merhaba” diyeceğime dair kendime söz verdim.

Yolculuk öncesi hepimiz hava durumunu heyecanla takip ediyorduk, bir yağmur yağıyor bir kar örtüsü yer yüzü kaplıyor yarış günü ne olacağı belli değildi ama biz her şarta hazırdık ne de olsa kötü hava yok yetersiz malzeme vardır.

Cuma sabahı kısa yarış öncesi antrenmanı yapıp, sokak hayvanlarını besleyip sıcacık kahveyi termoslarımıza koyup Sevim ve Alper ile yola koyulduk. Araba seyahati boyunca yağmur hiç eksik olmadı, akan suların eşliğinde sıcacık muhabbetimiz ile yolculuğumuzun nasıl bittiğini anlayamadık. Kaz Dağları ise masmavi gökyüzü ve kış soğuğuyla bizi karşıladı.

inspiredbyrun standı işleri, kayıt işlemleri, makarna parti ve teknik toplantısı derken kendimi son damlaya kadar sıkılmış bir limon gibi hissettim. Alper’ in startı daha erkendi ama uyanışını, kahvaltıya gidişini, hiç bir şeyi duymayıp çuval gibi yorganın altında yattım. Alper gidince bir gözü açıp başarılar diledim.

Kalkma vakti geldi, ben de hazırlanıp ve hafif bir kahvaltı yapıp odamı terk ettim. Start alanına transferimiz fazla sürmedi ve nihayet masalsı görünümlü Yeşilyurt Köyü’ ne geldik. Arkadaşlarımla sohbet muhabbet, start verildiğinde MP3 çalarımı açmadığımı farkettim.

47575349_1314603255348097_7027523131501707264_o
F: goshots.net

Biraz uğraşıp müzik eşliğinde yokuş yukarıya çıkmaya başladım. Birkaç kilometre koştuktan sonra delikanlı bir grup oluştu, arasıra ben, arasıra beyler beni geçiyordu. Yaklaşık 10 km koştuktan sonra patikaya bağlandık ve patikayı takip ederek gitmemiz gerekirken ben, işaretleri değil milletin bacaklarını takip ederek yanlış yola saptım. Biraz ilerledikten sonra işaretleri göremeyince kuşku tohumu içime düştü, öndeki gruba seslenip: “Beyler, işareti görüyor musunuz?” onlar da durup: “Hayır” derken 180 derece dönüş yapıp patika stabilize yola kesiştiği yere geri koştum. Bu kayıp bana yaklaşık 4 – 5 dakikaya mal oldu ve doğru yola kavuşunca baya arkalara düştüm. Dere üzerinde zıplayıp moralimi bozmayıp kendi kendime güldüm. “Ulen devamlı yorulmadan her raporda önündeki değil de işaretleri takip etmek gerektiğinden bahsediyorsun da kıyafetsiz terzi gibi oldun. Hem de özellikle bu yerden teknik toplantıda da bahsedildi”. Neyse “Kavga bittikten sonda yumruğu sallarsan ne olacak sallamazsan ne olacak ?” derken “Kendi düşen ağlamaz” sözüyle yoluma devam ettim.

8dbb835d-d7db-4a8b-9b2c-28cf52d8ef1d
F: Cemil Erdoğan

İlk kontrol noktasına geldiğimde sularımı tazeleyip ve bir şeyler atıştırıp istasyondan ayrıldım. Buradan ikinci kontrol noktasına kadar benzersiz manzara eşliğinde koşup olağanüstü doğaya doyamadık.

47686387_1314599472015142_8305633690017333248_o
F: goshots.net

Yeşil tepeler, körfezin sonsuz mavi suları, rengarenk yaprak halıları ve buz gibi dere geçişleri, bu soğuk sular ayaklarıma nasıl güzel geldi bir bilseniz.  Hayat gibi inişli çıkışlı rotada koşup durduk.

47396500_1314600172015072_3614443012282646528_o
F: goshots.net

Yine de yalnız değildim, birkaç erkek sporcu ile mücadele ettik ya ben onları ya da onlar beni geçiyordu. Sonra hep beraber hızımızı alamayıp dönüşü kaçırdık. “Kardeşim, geri dön” işaretini görüp yolumuza kavuştuk. Neyse ki çok uzak gitmedik. Çok keyfli bir tırmanış başladı, burada da yavaş koş tekniğimi uygulayıp neredeyse hiç yürüyüşe geçmeyip ikinci kontrol noktasına ulaştım. Buradan artık azıcık tırmanıp inişe geçiliyordu. Artık finiş kokusunu alıp ve birkaç beyle kapışıp çocuklar eşliğinde finişe ulaştım.

47510963_1314923581982731_6138352613604720640_o (1)
F: goshots.net

Kadınlar ikincilikle bu macera da bitti, 36 km – 03:57:06 sire ile.

Kaldığım otele varınca – Form Termal Otel‘ de kaldık tam 5 çayına yetiştik. Koskoca bardakta bol şekerli çay ve 4 adet üçgen peynirli börek nasıl iyi geldi bir bilseniz. Biraz dinlendikten sonra termal havuz, tuz odası ve sauna inanılmaz iyi geldi. Banyo sefasını da taçlandıran buz gibi su ile bacak duşu resmen yeniden doğuşuma sebep oldu. Sonrada da otelde harika akşam yemeğim (tabii ki bol yeşillikli ve bol proteinli). Bu arada söylemeden olmaz, otelin personeli güleryüzlü ve çok yardımseverdi, anlayışları için çok teşekkürler. ☺️

Müthiş günümüzün sonu olarak 100 km koşan arkadaşlarımızı finişte karşılama.

O kadar hoş bir hafta sonu oldu ki şimdiden seneyi iple çekiyoruz, görüşmek üzere.

Kullandığım ayakkabı: Columbia Montrail Bajada 3 – bu sezonun favorisi oldu zaten.

Rossist Event & Sport Organizasyonu‘ na, tüm sponsorlara, destekçilere, emeği geçenlere ve gönüllülere sonsuz teşekkürler, tüm katılımcılara çok tebrikler.

 

“Koşunuzu nasıl alırdınız?” ya da “başarılı bir yarış için benim altın kurallarım”

Cappadocia Medium Trail

Her zaman Kapadokya’ ya geldiğimde duyguların gökkuşağını yaşıyorum. Her daim aklım  beni ta 2014 yılına götürüyor, Cappadocia Ultra – Trail yarışının ilkine. Serkan ve Sertan Girgin‘ den yarış haberi, mesafe seçimi, hazırlıkları ve yepyeni bir yarışın anlatılmaz heyecanı.  Ekim ayının hafif yağmurlu bir günüydü ve bizler yaklaşık 100 kişi başlangıç çizgisinde yeni maceraya atılmak için sabırsızlanıyorduk. Macera dolu saatler ve 110 km’ nin genel klasman birinciliği. O unutulmaz andan sonra 4 sene geçti, her sene unutulmaz tecrübeler yaşandı ve 4 yarış raporu yazıldı. Çok farklı anlar yaşandı, bazen ağlamak bazen gülmek istediğim dakikalar oldu ancak değişmeyen tek şey vardı – sonbaharın Kapadokya gizemi, bu Kapadokya benim ve sadece bana ait: Akşamları kömür kokulu, mağara otellerin huzur ve sakinliği, ayakların altındaki rengarenk yapraklar ve kırmızı sonbahar elmaları, havada uçuşan örümcek ağları ve Kapadokya şarabı gibi sarhoş eden o unutulmaz özel Kapadokya havası, ballı yerfıstığı ve kış çayı, yemyeşil ama tatlı mandalinalar ve her bir mucize bekler gibi içimdeki çocuğu uyandıran masalsal benim Kapadokyam. Peki sizin Kapadokyanız nasıl acaba?

Perşembe günü akşam saatlerinde otobüsten inince yine, yeni, yineden müthiş bir heyecan içimi sardı. Vakit akıp geçti ve bu sene bu topraklarda 5. kez koşacağım. Yine her metresini bildiğim ve sevdiğim sokaklar ve o unutulmaz kömür kokulu Kapadokya. Yazarken bile kömürün kokusu burnumda. Duygusal bölüm böylece bitti, şimdi teknik bilgilerin zamanıdır.

YARIŞA HAZIRLIK

2 Ekim tarihinde yarışa katılmaya karar verip 4 Ekim’ de mesafeyi seçip antrenmanlara başlıyoruz. Antrenmanlara başlıyoruz derken aslında antrenmanları hiç kesmedik ve sene boyunca koskoca bir iş yapıldı, bu yarışa özel antrenman sürecinden bahsediyorum. Geçmişe dönersek UTMB sonrası ilk hafta hastalık dolayısıyla mecburen dinlenme, Kaçkar Ultra haftası parkur işaretleme ve toparlama derken mesafe 90 km.yi buldu. Sonraki hafta toparlanma ve hafif koşular ile 60 km. Eylül ayının son haftası hafif koşular (38 km) ve evde bisiklet. Aslında Ekim’ in ilk haftası da hafif koşular, bisikletle, esneme ve kısacık intervaller ile geçecekti ama yarışa gitme kararı alınca programımız tamamen değişti ve keyif antrenmanlarının yerine sağlam intervaller ve haftanın uzunu geldi. Öylece Ekim’ in ilk haftasını 56 km, ikinci haftasını ise 69 km ile kapattık. Kapadokya’ dan bir hafta önce Geyik Koşuları 14 km muhteşem silkelenme oldu. Yarış haftası ise bisiklet ve kısa toparlanma koşusu.

YARIŞ ÖNCESİ

Cuma günü boyunca inspiredbyrun standımda çalıştığım için geç saatlerde yarış kitimi alıp ve yemeği yiyip hemen dinlenmeye geçtim. Odamda acele etmeden kıyafetlerimi hazırlayıp yarış boyunca tüm kullanacak cihazlarımı şarja taktım (alın feneri, telefon, saat ve MP3 çalar). Saat 22:00 sularında yatıp 05:30′ da uyanıp hemen kahvaltıya geçtim.

YARIŞ

Bana sorarsanız benim için başarılı yarışın sırrı – plana göre doğru nabızla gitmek, planlı bir şekilde beslenmek ve kafamı rahat tutmak. Elbette yarışa göre gerekli antrenmanlar yapıldı şartıyla. Benim için yarışın en önemli kuralları:

  1. Ne olursa olsun tüm dertlerimi unutup tamamen yarışa odaklanmak. Hiç fark etmiyor antrenman, eğlence ya da hedef yarışı ama başlangıç çizgisine tamamen yarışa odaklı çıkmam lazım. Yarış öncesi dönemi stressiz geçirmek şarttır.
  2. Yarışın ilk saatleri çok ama çok önemli. Nabzı kontrol etmek ve kontrollu şekilde ilerlemek çok önemli. Yarış heyecanında adrenalin tavan yapıyor ve kendini kontrol etmek zordur. Yıllarca saatsiz koştum ve iç hislerime güvenerek temkinli bir şekilde başlayıp yarışın sonuna doğru hızlanıyordum. Şimdi ise yarışın ilk saatlerinde kesinlikle nabzımı kontrol ederek ilerliyorum. Daha yarışın başlangıcında parkurda beni bir sürü sporcu geçti hem 63 km hem de 119 km koşan sporcular, ben ise temkinli tempomu bozmuyordum. Elbette bazen birinin peşinde takılıp bu şekilde ilerlemek istiyordum ama ileride bedelini ağır ödeyeceğimi bildiğim için kendime uygum bir tempomla yoluma devam ediyordum. İstatistiğe baktığımda 2. kontrol noktasına genel klasmanda (63 km koşanlar arasında) 79. sırasında vardığımda finişe genel klasmanda 36. ulaştım demek ki izlediğim strateji doğrudur.  Maaşını alıp ilk günlerde tüm paranızı harcadığınızı düşünün, ne olacak ya kalan günlerde parasız geçirirseniz ya da kredi çekersiniz. Vücuttaki enerjimiz de aynı, kaynaklarını akıllı bir şekilde kullanalım ki vücudumuza sonra borçlu çıkmayalım. Sonuna doğru parayı biraz biriktirelim ki finişte bol bol harcayalım. Uzun mesafelerde stabil bir tempoda gitmek benim için çok önemli, tabii ki sonuna doğru biraz kasabilirim halim kalıyorsa.
  3. Beslenme ve su tüketimi. Yarışta beslenmeme ve su tüketimime çok özen gösteririm. Mesafe ve hava sıcaklığına göre önceden beslenme ve su tüketimi planı yapıp onu sürekli kafamda tutup uyguluyorum. Ne kadar yorgun olursam olayım ama bu plana harfiyle uyuyorum.

Cappadocia Medium Trail yarışına gelince başlangıç çizgisinde beklerken müziğim, yarış – beslenme stratejim ve kafam hazırdı. Tek bir hedefim vardı – elimden geleni yapıp sağlıklı bir şekilde yarışı bitirmek.

UFUK5249
F: UFUK YARAMIŞ

Daha önce iki sefer bu mesafeyi koştum ama parkurda ufak tefek değişiklik olduğu için performan kıyaslanma pek mümkün olmayacaktı. Yarışı temkinli bir şekilde başlayıp bir baktım sporcular yanımdan basıp gidiyorlar ortada durup: “Arkadaşlar, ne aceleniz var :)” diyesim geldi ama elbette yapmadım, herkesin bildiği bir şey vardır mutlaka. 🙂

DARE3886
F: ANNA DARE

1. Kontrol noktasına (10.8 km) vardığımda sadece çöplerimi atıp yoluma devam ettim.

ONUR6832
F: ONUR ÇAM

Yarış başlamadan önce iki matara doldurdum ondan dolayı suya ihtiyacım yoktu. İstasyondan uzaklaştığımda pembe çoraplı kadın beni geçti ve hızla uzaklaştı. Tempomu bozmadan devam ettim, bu da bir irade testi, takip etmek insanın doğasında vardır kesin ve gücünü kontrol etmek bir sanattır, ne derler: Kontrolsüz güç güç değildir. Bu arada  hava tam benlikti, bulutlu ve hafif yağmurlu, ben ise kendimi kelebek kadar hafif hissettim. Uçhisar’ a gelmeden önce ta yaz ziyaretimizden kalan hatıra aklıma geldi, köşede bulunan koskoca bir kara dut ağacı, ne iştahla yemişim o dutları. Kara dut hayal ederken yarış gerçeklerine dönme zamanıydı. 2. kontrol noktasına (27.6 km) kadar hava gayet iyiydi, istasyona varınca hemen sularımı doldurdum ve biraz soda içip koşuma devam ettim.

ONUR8640
F: ONUR ÇAM

Hava ısınmaya başlayınca ben ise sürünmeye başladım ve tüm doğa kurallarına karşı kelebek tırtıla dönüştü. Her atılan adım bana daha da zor geliyordu, antrenmanlarda ve Geyik Koşuları’ nda kendimi ne kadar iyi hissedersem sanırım ki UTMB ve Kaçkar Ultra sonrası hala tam anlamıyla toparlanmamış oldum. Kendimi aynada görmedim elbette ama sanırım suratım bibendumdan farklı değildi.

ONUR8643
F: ONUR ÇAM

Fotoğraflara bakınca gayet iyi görünmeme rağmen o an hissettiklerim hiç de öyle değildi, kendimi dalgalı okyanusta sörf yapar gibi bir kötü bir iyi hissediyordum, bazen o kadar yürüyüşe geçmek istiyordum ki ama ne olursa olsun tempomu düşürmemeye çalışıyordum. Aslında bakarsan beslenme ve su tüketimi iyiydi, nabız da tam yerindeydi ama bacaklarım bir türlü gitmek istemiyordu. Hiçbir şeyi düşünmeyip tamamen müziğe odaklandım. Bir anda yanımdan kırmızı çantalı kadın geçip uçtu, arkasından bakıp kendime: “Eh, bugün gününde değilmişsin herhalde” dedim ama hızımı bozmadım, ne de olsa yolu daha yarılamadık.

1DXM0402
F: GOSHOTS.NET

 

3. kontrol noktasına (35.3 km) gelmeden hem pembe çoraplı hem de kırmızı çantalı hanımefendileri geçip istasyona hızlandım. Kendimi gayet iyi hissetmeye başladım ama her güzel şey er geç bittiği için birazdan tekrar çukura düştüm (kendimi kötü hissettim) ama ne olursa olsun tempomu düşürmemeye çalışıyordum. Kırmızı çantalı kadın beni tekrar yakaladı, ona yol verdim, hızla uzaklaştı ben ise sürünme dalgasını yakalayıp sörfe devam ediyordum. Kızılçukur Vadisi’ ne gelmeden önce tüm mataralarımı doldurmama rağmen su bitti ama bir sonraki kontrol noktasına kadar daha 3 km vardı. Dilim damağıma yapıştı ve sussuzluğumu düşünmeyip hızlı bir şekilde yoluma devam ettim. 4. kontrol noktasına (48 km) vardığımda hemen sularımı doldurup şişenin kalan kısmını kafama ve enseme döktüm, biraz canlandım. Buradan sonra çok sevdiğim bölüm başlıyordu, Akdağ çıkışı. Bu arada belli mesafeden sonra 119 km koşan Alper beni yakaladı ve enseme yapıştı, onu da ara sıra yan gözle kesiyordum. Çıkıştan sona inişe geçerek 5. kontrol noktasına (52.9 km) ulaştım. Su ve kola aldıktan sonra artık yarışın son bolümüne geçtim. Bu yol her sene “neden daha kısa parkura katılmadığımı” sorgulatıyor. Bu sefer pek sorgulatmadı çünkü baştan beri temkinli gittiğim için baya enerjim kaldı ve 119 km koşacak kadar gücüm vardı. İşte ne yapalım uzun yol şoförüyüm ben. Şunu bunu düşünerek önümde kırmızı çantalı sporcuyu gördüm, aslında geçmek niyetim yoktu ama finişe kadar artık 5-6 km kaldığı için yarış bir an önce bitsin diye iyice hızlandım ama yine de gücümü kontrol ediyordum. Artık biliyordum çok ama çok az kaldı. 38 km koşan sporcular da görünmeye başladı, herkes finiş anını iple çekiyordu. Ve nihayet Ürgüp’ e giriş. Şehre girince iyice hızlandım ve yarışın bitimine sadece 1 km kalıyordu. Güçlü bir finiş yapıp 5. kez bu yarışın bitiş çizgisinden geçmiş oldum.

_MG_2048
F: CAPPADOCIA ULTRA – TRAIL

Kendime her sene söz veriyorum bir sonraki sene en kısa mesafeyi koşacağım diye, iki kez en uzunu ve üç kere orta mesafeyi bitirdikten sonra onu da bir ara aradan çıkarmam gerekir sanırım. Seneye bakalım artık, gün doğmadan neler doğar. Her yarış bir tecrübedir ve bu sefer yeni bir ders aldım, parkurda ne olursa olsun sonuna kadar mücadele etme çabası. Bazen gününde olmayabilirsin ve yolda zihnin ne kadar seni yoruyorsa onu da yormaktansa ne yapıp edip onunla barışıp anlaşıp o günkü şartlarla en iyi şekilde yarışı bitirmek mümkündür. Her yarış bir dalgalı okyanus gibi, yarışta bir yükseliş bir düşüş yaşamak kaçınılmaz esas mesele her şey iyiyken hızlı koşmak değil her şey kötü giderken tüm iç gücümü toplayıp moralimi bozmamak ve tempoyu düşürmemektir (elbette farklı durumlar olabilir ama benimki ise sadece aşırı zihinsel ve kısmen fiziksel yorgunluktu, başka herhangi bir sıkıntım yoktu). Ben de bu işi başardığıma inanıyorum, yeter ki iste!

Her zamanki gibi Ürgüp’ te unutulmaz günler geçirdik. Tüm sevgili dostlarımızı görmek muhteşemdi. İki gün boyunca inspiredbyrun standımı ziyaret eden arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız.

Yarışın organizasyonu her zamanki gibi muhteşemdi. Başta Aydın Ayhan Güney ve Koray Bozunoğulları olmak üzere tüm sevgili ARGEUS Ekibi’ ne koskoca tebrikler ve teşekkürler. Tüm gönüllüler de muhteşemdi, ellerinize sağlık. Tüm sponsorlara, destekçilere, sağlık ekibine, yemek yapanlara ve tüm emeği geçenlere kocaman teşekkürler. Parkurda bizi çeken fotoğrafçı arkadaşlarımızın gözlerine, ellerine sağlık. 

Bu sefer Fresco Cave Suites‘ te kaldık, yardım ve ilgi için tüm güleryüzlü personele çok teşekkürler.

Tüm yarışmacılara çok tebrikler!

PS: Parkurda beni gören ve benimle konuşan arkadaşlarım varsa yarış boyunca müzik dinlediğim için sizi duymamış olabilirim, affola!

TEŞEKKÜRLER
Fenerler için LEDLENSER Türkiye (bu yarışta ihtiyacım olmadı ama zorunlu malzeme olarak yanımdaydı). Alper, 119 km koşarken gece etabında feneri kullandı ve inanılmaz memnun. 
Vitamin desteği için VOONKA (çok yoğun süreçte vücuda destek şarttır).
Anılarımı çekebildiğim için SONY / ActionCam Türkiye.
Sene boyunca yanımda olan COLUMBIA Türkiye Ailesi ve COLUMBIA MONTRAIL KOŞU GRUBU. 
Yarış boyunca COLUMBIA MONTRAIL BAJADA™ III  ayakkabı kullandım, Kapadokya parkuru için mükemmel bir seçim oldu benim içim. Ayakkabının rahatlığı ve zeminde tutunuşu muhteşem. Zorlu yarışlarda vazgeçilmezim oldu. UTMB 100 mil yarışında da aynı modeli kullandım.
96942_0
Ve son olarak beni çok mutlu eden bir noktayı değmek isterim. Aylarca Columbia Montrail Koşu Grubu olarak ormanda koşular düzenliyoruz. Yarıştan sonra “sizin koşularınıza gelmem çok şey öğretti ve yarış boyunca bana çok yardımcı oldu” sözlerinizi duymak paha biçilemez ve benim için en büyük ödül. İyi ki varsınız dostlar, hep beraber birbirimize destek vererek yeni zirvelere doğru durmadan devam!  

a6609814-9425-4978-aaa7-5e647189cd83
F: ONUR ÇAM

IMG_7565
GELENEKSEL DESENLERİM